inşaat iş kazası bilirkişi raporu

Esas : 2017/6586 Karar : 2019/625 Karar Tarihi : 05/02/2019. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : İş Mahkemesi. Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf 2 SGK VEFAT NEDENİYLE PEŞİN SERMAYE DEĞERİ RÜCU BİLİRKİŞİ RAPORU PROGRESİF RANT. sgk tarafından iş kazası nedeniyle hak sahiplerine bağlanan gelirlerden ötürü sorumlulara karşı yapılan rücu taleplerine ilişkin aktüer bilirkişi raporu örneğidir. trh 2010 tablosu ve %5 iskonto oranına göre progresif rant yöntemi MüşterekKanaatimizi belirtir bilirkişi raporu.Yüce Mahkemenin takdirine arz olunur. 09.10.2017. Yukarıdaki yazdığım bilgiler elime dün ulaştı 2014 de geçirdiğim iş kazası ve bilirkişi raporu davalılar şirket ve şirketteki mağaza müdürü ve müdür yardımcısı onlara kusur bulunmamış güya ama şirkete yüzde 70 BİLİRKİŞİRAPORU M esleki yaşamımız süresince ister kendi adımıza ister tüzel ve özel kişiliklere ürettiğimiz AG-YG Proje hazırlanması (Tasarım), AG-YG tesislerin kurulması, ve denetlenmesi, işletilmesi, bakım ve onarım hizmetlerinde “CAN ve MAL GÜVENLİĞİ”nin sağlanmasında “HİZMET Cengiz İnşaat'ın yargılandığı iş cinayeti davasında bilirkişi çekildi. Gümüşhane'de 2017 yılında Cengiz İnşaat'ın ihalesini aldığı hastane inşaatından düşen kaya Site De Rencontre Handicap 100 Gratuit. Şişli'de 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan asansör kazasıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan bilirkişi ön raporunda, "asansörün şantiye montajını, bakımını yapan firma yetkilileri ve teknik personel ile asıl işveren konumundaki Torunlar GYO'nun idari ve teknik sorumlularının kazada kusurlu oldukları kanaatinin oluştuğu" değerlendirmesine yer Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri Cevat Erdem İmrak, Mehmet Emin Savcı, Ergun Bozdağ ve Derya Ahmet Kocabaş ile makine mühendisi Fatih Aydınlı, elektrik mühendisi Mustafa Kavukçu ve inşaat mühendisi Beste Ardıç Arslan'dan oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan 5 sayfalık ön rapor, 10 Eylül'de kazayla ilgili soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunuldu. Raporun sonuç-kanaat bölümünde, "cephe asansörünün şantiyeye montajını, bakımını yapan Geda Majör firmasının yetkilileri ve teknik personeli ile asıl işveren konumundaki Torunlar GYO, Torun Yapı, Torunlar Gıda... 1823 Türkiye Taşkömürü Kurumu TTK Kozlu Müessese Müdürlüğüne bağlı ocakta 2013 yılında metan gazı püskürmesi sonucu 8 işçinin öldüğü kazayla ilgili hazırlanan 4'ncü yeni bilirkişi raporunda, kazada kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığı kaydedildi. Türkiye Taşkömürü Kurumu TTK Kozlu Müessese Müdürlüğüne bağlı ocakta 2013 yılında metan gazı püskürmesi sonucu 8 işçinin öldüğü kazayla ilgili hazırlanan 4'ncü yeni bilirkişi raporunda, kazada kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığı kaydedildi. İstanbul Teknik Üniversitesi İTÜ Maden Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Nuri Ali Akçin, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü'nden Araştırma Görevlisi Rukiye Uzun ile 3 maden mühendisinin yer aldığı ilk bilirkişi heyetinin Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne teslim ettiği iş kazasıyla ilgili savcılığın yeniden Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden ODTÜ istediği ek bilirkişi raporu heyetin konuyla ilgili bilgi ve belgeleri daha önce yazdıkları kök raporda ayrıntılı olarak irdelediği belirtilerek, daha önce bilirkişiler tarafından hazırlanan 3 raporun da değerlendirmeye alındığı üç raporun kazanın nedenleri açısından incelendiğinde, raporlarda kusurlu görülen kişi/kurum ve kusur oranları açısından bazı küçük farklılıklar olduğu ancak raporların birbirleriyle büyük oranda örtüştüğü aktarılan raporda, şunlar kaydedildi "Kök raporumuzda ilgili kişilere kusur verilmesinin nedeni de olarak, 'Alt İşveren Star İnşaat AŞ tarafından iş yerinde vardiya mühendisi olarak görevlendirilen maden mühendisleri Yüksel Keskin, Murat Çınar ve Uğur Öztürk yapılan sondajların sayılarını ve uzunluklarını kontrol etmeden sondaj föylerini imzalamışlardır. Bu nedenle vardiya mühendisleri Keskin, Çınar ve Öztürk'ün sorumluluklarının bulunduğu, sondör Mustafa Ünlü iş yerindeki dört farklı arındaki sondajları yapan tek sondördür ancak yaptığı sondajlarla ilgili olarak sondaj verilerini gerçeğinden farklı olarak sondaj föyüne işlediğine dair tanık ifadeleri bulunmaktadır. Bu nedenle sondör Ünlü'nün kusurlu olduğu' şeklinde açıklanmıştır. Tarafımıza tekrar gönderilen dosya kapsamında bu gerekçelerimizin aksini gösteren yeni bir bilgi-belge bulunmadığından kök raporumuzda kusurlu bulduğumuz kişilerle ilgili görüşlerimizde bir değişiklik olmamıştır."Dosya incelemelerinde, ani gaz ve kömür püskürmesi olayına sebebiyet veren basınçlı gaz tabakasının, aynanın sol üst köşesinin ötesinde hapsolduğunun tahmin edildiği belirtilen raporda, "Bulunduğu bölge ve degaj olayının yapısı itibariyle, yapılacak tüm degaj sondajı faaliyetlerinde bu gazlı zonu kesmeden ilerlemek ihtimali her zaman vardır. Bu ihtimal de en yalın ifade ile kaçınılmazlık olarak açıklanabilir. Yargıtay içtihatlarına göre de kaçınılmazlık hukuksal ve teknik anlamda tamamen önlenmesi mümkün bulunmayan işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder." heyetinin dava konusu olayda "Hem asıl işverenin hem de alt işverenin yeterli önlemleri almadığı ve denetim ve kontrollerde yeterli özeni göstermediği ve bazı çalışanların kusurlu olduğu kanaatine vardığından bu iş kazasında kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır." şeklinde cevap verdiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi "Bunların ötesinde, İTÜ öğretim üyelerince hazırlanan raporda çok sayıda alınmayan önlem/kusur belirtildikten sonra 'kaçınılmazlığın da olayda tali kusurlu olarak değerlendirilebileceği kanaatine' varılması bilirkişi heyetimizce yerinde bulunmamıştır. Sonuç olarak, tarafımıza iletilen dosya kapsamında kök raporumuzdaki görüşlerimizi değiştirecek yeni bilgi/belge olmadığından kök raporumuzdaki kusurla ilgili görüşlerimizde herhangi bir değişiklik olmadığı ve kazada kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır."OlayTTK Kozlu Müessese Müdürlüğü'ne bağlı maden ocağında, 7 Ocak 2013'te özel firmanın galeri açma işini yürüttüğü eksi 630 kodunda metan püskürmesi sonucu yaşamını yitiren 5 işçinin cesedine ulaşılmış, göçük altında kalan 3 madenciden 2'sinin cesedi 11 Ocak'ta, diğerininki ise 12 Ocak'ta Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 10 sanık hakkında "taksirle birden çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İşçi servisi ile otomobil kafa kafaya çarpıştı 15 yaralı Zonguldak'ta üç evi soyan hırsızlık şüphelileri yakalandı Zonguldak'ta yakalanan hırsızlık şüphelisi 4 kişiden biri tutuklandı Kaynak AA Türkiye Taşkömürü Kurumu, Zonguldak, Kozlu, Politika, Güncel, Son Dakika Son Dakika › Güncel › Ttk'daki İş Kazasında Yeni Bilirkişi Raporu - Son Dakika Bu haber AA tarafından hazırlanmış olup habere tarafından hiçbir editöryal müdahalede bulunulmamıştır. AA tarafından hazırlanan bütün haberler sitemizde hazırlandığı şekliyle otomatik servis edilmektedir. Bu nedenle haberin hukuki muhatabı AA kurumudur. Son Dakika Görüntüleme Sayısı İSTANBUL … İŞ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİNE BİLİRKİŞİ RAPORU ESAS NO 20../… DAVACI … VEKİLİ Av. … DAVALI … VEKİLİ Av. … KONU Davacı iddia ve davalı savunmaları, toplanan deliller ve dosya içeriği incelenerek, tarihli ara karar uyarınca hazırlanan bilirkişi raporudur. İDDİA VE TALEP Davacı vekili, tarihli dava dilekçesi ile özetle; davacı kurum sigortalılarından …’un tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, sigortalının vefatı sebebiyle hak sahiplerine TL gelir bağlandığını iddia ederek TL’nin gelirin onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. TESPİT OLUNAN HUSUSLAR Kusur Durumu Dosyada mevcut tarihli kusur bilirkişi raporuna göre; Davalı işverenin iş kazası olayının meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu olduğu, Müteveffanın iş kazası olayının meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Müteveffanın destek olma durumu Müteveffanın ölümü nedeniyle eşi ve üç çocuğu destekten yoksun kalmışlardır. Bu nedenle, tavan hesabı yapılırken, müteveffanın ölümü nedeniyle eşinin ve çocuklarının Borçlar Kanunu madde 53 gereği maddi zararları hesaplanacaktır. Destek Süreleri ve Hak Sahipleri Müteveffa doğumlu olup, kaza/vefat ettiği tarihinde 40 yıl 9 ay 24 41 yaşındadır. 2010 tarihli TRH-2010 Erkek Türkiye Hayat Tablosuna göre müteveffanın bakiye ömrü 34 yıl olup, muhtemel ömür sonu 75 yaştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca 60 yaşına kadar çalışacağı kabul edildiğinde, 19 yıl aktif çalışma dönemi ve 15 yıl pasif emeklilik dönemi oluşturacaktır. Müteveffanın eşi …, doğumlu olup, vefat tarihinde 41 yıl 23 gün 41 yaşındadır. 2010 tarihli TRH-2010 Kadın Türkiye Hayat Tablosuna göre hak sahibinin bakiye ömrü 38 yıl olup, muhtemel ömür sonu 79 yaştır. Hak sahibi eşin bakiye ömür süresi, müteveffadan uzun olduğu için, müteveffanın muhtemel ömür süresi 34 yıl, hak sahibinin destekten yoksun kaldığı süre olacaktır. Bu durumda, hak sahibi eşin destekten mahrum kaldığı süre 19 yıl aktif, 15 yıl pasif olmak üzere toplam 34 yıldır. Müteveffanın kızı …, doğumlu olup, vefat tarihinde 14 yıl 25 gün 14 yaşındadır. Hak sahibinin 22 yaşının ikmaline kadar müteveffa babasının desteğinden mahrum kaldığı süre 22 – 14 = 8 yıldır. Müteveffanın kızı …, doğumlu olup, vefat tarihinde 9 yıl 7 ay 25 gün 10 yaşındadır. Hak sahibinin 22 yaşının ikmaline kadar müteveffa babasının desteğinden mahrum kaldığı süre 22 – 10 = 12 yıldır. Müteveffanın kızı …, doğumlu olup, vefat tarihinde 6 yıl 6 ay 4 gün 7 yaşındadır. Hak sahibinin 22 yaşının ikmaline kadar müteveffa babasının desteğinden mahrum kaldığı süre 22 – 7 = 15 yıldır. Müteveffanın Kazancı Dosya kapsamından, müteveffanın kaza tarihindeki günlük brüt ücretinin 126,92 TL, aylık 126,92 TL x 30 gün = TL olduğu tespit edilmiştir. Kaza tarihinde brüt asgari ücretin TL olması sebebiyle, müteveffanın brüt ücretinin asgari ücrete oranı, TL / TL = 3,3577 olarak tespit edilmiştir. Bu durumda, sigortalının kazancı, asgari ücretin 3,3577 katı olacak şekilde hesaplama yapılacaktır. Evlenme Şansı İndirimi Müteveffanın eşi …, eşinin vefatı tarihinde 41 yaşındadır. Hak sahibi eşin vefat tarihindeki yaşı dikkate alındığında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kabul edilen tabloya göre, evlenme ihtimali %2 olarak belirlenmiştir. Vefat tarihinde, hak sahibinin çocuklarından üçünün de 18 yaşını tamamlamamış olması sebebiyle, bir çocuk için toplam %5 indirim, toplam %15 indirim yapılarak, müteveffanın eşi …’nın evlenme ihtimali %2 – %15 = % 0 olarak tespit edilmiştir. Bağlanan Gelirler SGK Başkanlığı Aylık Gelir Bağlama Kararı yazı cevabında, müteveffanın eşi ve çocuklarına aylık bağlandığı, bağlanan aylıkların peşin sermaye değerinin … için TL, … için TL, … için TL, … için TL olduğu, gelirlerin onay tarihinin olduğu tespit edilmiştir. DEĞERLENDİRME 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesi “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” hükmünü düzenlemiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tarih, 2013/25209 Esas 2014/1727 Karar sayılı kararı ile “5510 sayılı Kanunun İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21’inci madde hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuen tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuen sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken harcama ve ödemeler yönünden maddede herhangi bir sınır öngörülmemişken; bağlanan gelirler yönünden, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamına, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere hükmedilebileceği öngörülmüştür. Ancak, sigortalıya genel sağlık sigortası kapsamında yapılan sağlık hizmeti giderlerinin işverenden rücuen tahsili 5510 sayılı Kanunun 76’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiş olduğundan, aynı Kanunun 21’inci maddesi kapsamı dışında olduğu kuşkusuzdur. Maddedeki “gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin” rücunun konusunu oluşturacağına ilişkin açık düzenleme karşısında; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin hesabında nazara alınan gelir miktarındaki başlama tarihinden sonraki kanun ve katsayı değişiklikleri nedeniyle meydana gelecek artışlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından istenemez. Kurumun işverenden rücu hakkının hukuksal temeline gelince Kastı ya da sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi ile iş kazası veya meslek hastalığına neden olan işveren, sigortalı veya hak sahibine karşı tazminat ödeme yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Madde metninden anlaşılacağı üzere, bu durumda sigortalı ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarında bulunan Kurumun yaptığı yardımları, işverenden rücuen isteme hakkı vardır. İşverenin borcunun sözleşmeden aykırılık kaynaklı olup, geçerli bir borç olduğu ve alacaklı konumundaki sigortalı veya hak sahibinin bu yardımlarla kısmen ya da tamamen tatmin edildiği açıktır. Burada sigortalı veya hak sahibine Kurumca bağlanan gelirler yönünden tazminat miktarı başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri olarak öngörülmüştür. Ancak açıkça söz konusu tutarın, sigortalı veya hak sahibinin işverenden isteyebileceği tutarı aşamayacağı, bir başka deyişle kurumun rücu hakkının anılan tutara bağlı ve sınırlı olduğu düzenlenmiştir. İşverenden istenebilecek tutarın belirlenmesi ise, bir gerçek zarar hesabını zorunlu kılmaktadır. Halefiyet ilkesi gereği işverenin Kurum karşısındaki sorumluluğunun kapsamı maddede açıklanmış olup; madde metninde sigortalı veya hak sahibinin “alabileceği” değil, “isteyebileceği” miktardan bahsedilmektedir. Sigortalı ya da hak sahibinin “isteyebileceği” tutar, işverenin yaptığı harici ödemeleri de içeren, dolayısıyla bu ödemelerin mahsup edilmesinden önceki toplam tutarı; “alabileceği” tutar ise tüm ifa amacını taşıyan ödemeler dışlandıktan sonra kalan tutarı ifade etmektedir. Bir başka deyişle; sigortalı veya hak sahibinin isteyebileceği miktar, açtıkları ve kesinleşen tazminat davasında belirlenecek gerçek zarardan ibarettir. Bu nedenle, sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazminat davası açılması halinde, kesinleşen tazminat davasında alınan ve 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesine uygun şekilde saptanan kusur ile belirlenen gerçek zarar miktarının eldeki rücuen tazminat davasında da Kurum yönünden bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla, sigortalı ya da hak sahipleri tarafından herhangi bir tazminat davası açılmamış ise; Mahkemece gerçek zarar tutarının usulünce belirlenmesi gerekeceği açıktır. Öte yandan gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalıdır. Sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar hesabı, ölüm halinde ise destekten yoksun kalma tazminatı 818 sayılı Borçlar Kanununun 45 ve 46, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 54 ve 55’inci maddeleri hesabı dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda; a Sigortalının veya hak sahibinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başkanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olduğundan, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınmalıdır. b Tazminatların peşin olarak hesaplanması, oysa gelirlerin taksit taksit elde edilmesi, bu nedenle peşin belirlenen tazminattan her taksitte ödenen kısmın bakiyesinden faiz geliri elde edileceğinden sermayeye ekleneceği nazara alınarak, tazminata esas gelire iskonto uygulanmaktadır. Peşin sermayeden elde edilecek yarar reel faiz kadardır. Buna göre; önceki uygulamalardaki gibi %10 iskonto oranı yerine, enflasyon dışlanarak, değişen ekonomik koşullar ve reel faiz oranları da nazara alınıp, Sosyal Güvenlik Kurumu ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 oranı uygulanmalıdır. c Meslekte kazanma güç kaybı oranının % 60’ın altında kaldığı durumlarda, sigortalının iş göremezlik oranına bağlı olarak emsallerine göre daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa, çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunduğundan, 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmamaktadır…” İçtihadını benimsemiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, tarih, 2014/5249 Esas 2015/1872 Karar sayılı kararı ile “…Gelirin yansıma oranına gelince; 5510 sayılı Kanunun 19 ve 34 maddeleri uyarınca, ölenin gelirinin %70’i dağıtıma esas tutulmalı, çocuk yoksa bu meblağın %75’i eşe bağlanmalıdır. Çocuk varsa eşin payı %70 üzerinden %50’ye düşmeli, her bir çocuk için %25 gelir bağlanmalıdır.” İçtihadını benimsemiştir. Bu sebeple, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı kurum talepleri ile dosyadaki mevcut deliller ışığında, müteveffa sigortalının hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği maddi zararın tavan miktarı tespit edilecek olup, buna göre hak sahiplerine sigortalıya bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin, davalının kusur oranına karşılık gelen ve sorumlu olacağı rücuen alacak miktarı belirlenecektir. HESAPLAMA TAVAN HESABI Müteveffanın bilinen aktif dönem zararı İşçinin vefat ettiği tarihinden asgari ücretin belirli olduğu tarihine kadar hesaplanan kazançlar bilinen aktif dönem zararı olarak hesaplanmıştır. Hesaplama Dönemi Aylık Net Asgari Ücret Asgari Ücret Katsayısı Aylık Net Ücret Süre Net Kazanç arası 891,03 TL x 3,3577 TL / 30 x 123 gün = TL arası 949,07 TL x 3,3577 TL / 30 x 180 gün = TL arası TL x 3,3577 TL / 30 x 180 gün = TL arası TL x 3,3577 TL / 30 x 180 gün = TL arası TL x 3,3577 TL / 30 x 180 gün = TL arası TL x 3,3577 TL / 30 x 180 gün = TL arası TL x 3,3577 TL / 30 x 180 gün = TL Bilinen Aktif Dönem Toplamı TL Müteveffanın bilinmeyen aktif dönem zararı 16 yıl Yargıtay içtihatları ile yerleşmiş uygulamalara göre, sigortalının yıllık ücret artış oranı Kn formülü ile %5 arttırılacaktır. Sigortalı, gelecek yıllara ait hesaplanan kazançları ait olduğu yıldan önce alacağı için, 1/Kn formülüne göre %5 iskonto yapılmak suretiyle, sigortalının bilinen dönemi dışındaki 60 yaşına kadar bilinmeyen aktif dönem zararı hesaplaması yapılacaktır. Müteveffanın yıllık kazancı X 12 = TL’dir. Yıl Yıllık Kazanç % 5 Artırım % 5 İskonto Net Kazanç 1 TL TL 2 TL TL 3 TL TL 4 TL TL 5 TL TL Hak Sahibi …’un destekten çıktığı bilinmeyen aktif birinci dönem toplamı TL 6 TL TL 7 TL TL 8 TL TL 9 TL TL Hak Sahibi …’nun destekten çıktığı bilinmeyen aktif ikinci dönem toplamı TL 10 TL TL 11 TL TL 12 TL TL 13 TL TL 14 TL TL 15 TL TL Hak Sahibi …’nin destekten çıktığı bilinmeyen aktif üçüncü dönem toplamı TL 16 TL TL Bilinmeyen Aktif Dördüncü Dönem Toplamı TL Müteveffanın aktif döneminde, hak sahiplerine dağıtılan gelir; Her dört hak sahibinin birlikte pay aldıkları bilinen aktif dönemde %70’i, TL x %70 = TL olarak hesaplanmıştır. Her dört hak sahibinin birlikte pay aldıkları bilinmeyen aktif birinci dönemde %70’i, TL x %70 = TL olarak hesaplanmıştır. Hak sahiplerinden …, … ve ….’nin birlikte pay aldıkları bilinmeyen aktif ikinci dönemde %70’i, TL x %70 = TL olarak hesaplanmıştır. Hak sahiplerinden … ve …’nin birlikte pay aldıkları bilinmeyen aktif üçüncü dönemde %70’i, TL x %70 = TL olarak hesaplanmıştır. Hak sahibi …’nın tek başına pay aldığı bilinmeyen aktif dördüncü dönemde, 572,92 TL x %70 = TL olarak hesaplanmıştır. Müteveffanın bilinmeyen pasif dönem zararı 15 yıl Müteveffanın maluliyet oranı %100’dür. Yargıtay’ın “Meslekte kazanma güç kaybı oranının % 60’ın altında kaldığı durumlarda, sigortalının iş göremezlik oranına bağlı olarak emsallerine göre daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa, çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün bulunduğundan, 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmamaktadır.” İçtihadı gereği, müteveffanın maluliyet oranı %60’ın üstünde olması sebebiyle, pasif dönem zararı hesaplanacaktır. Müteveffanın 14 yıllık pasif dönem zararı hesaplanırken Yargıtay’ın içtihatları doğrultusunda yasal asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. tarihinden itibaren net asgari ücret TL olup, bu durumda yıllık kazanç X 12 = TL’dir. Yıl Yıllık Kazanç % 5 Artırım % 5 İskonto Net Kazanç 17 TL TL 18 TL TL 19 TL TL 20 TL TL 21 TL TL 22 TL TL 23 TL TL 24 TL TL 25 TL TL 26 TL TL 27 TL TL 28 TL TL 29 TL TL 30 TL TL 31 TL TL Bilinmeyen Pasif Dönem Toplamı TL Bilinmeyen pasif dönemde hak sahibi …’nin tek başına pay aldığı bilinmeyen pasif dönemde, TL x %70 = TL olarak hesaplanmıştır. Maddi Tazminat Hesabı Hak sahiplerinin destek süreleriyle orantılı olarak maddi zararları aşağıda gösterilmiştir. Müteveffanın eşi …’nın maddi zararı Bilinen aktif dönemde maddi zarar TL X 2/7 = TL Bilinmeyen aktif birinci dönemde maddi zarar TL X 2/7 = TL Bilinmeyen aktif ikinci dönemde maddi zarar TL X 2/6 = TL Bilinmeyen aktif üçüncü dönemde maddi zarar TL X 2/5 = TL Bilinmeyen aktif dördüncü dönemde maddi zarar TL X 1/2 = TL Bilinmeyen pasif dönemde maddi zarar TL X 1/2 = TL Toplam = TL Müteveffanın kızı …’nin maddi zararı Bilinen aktif dönemde maddi zarar TL X 1/7 = TL Bilinmeyen aktif birinci dönemde maddi zarar TL X 1/7 = TL Bilinmeyen aktif ikinci dönemde maddi zarar TL X 1/6 = TL Bilinmeyen aktif üçüncü dönemde maddi zarar TL X 1/5 = TL Toplam = TL Müteveffanın kızı …’nun maddi zararı Bilinen aktif dönemde maddi zarar TL X 1/7 = TL Bilinmeyen aktif birinci dönemde maddi zarar TL X 1/7 = TL Bilinmeyen aktif ikinci dönemde maddi zarar TL X 1/6 = TL Toplam = TL Müteveffanın kızı …’un maddi zararı Bilinen aktif dönemde maddi zarar TL X 1/7 = TL Bilinmeyen aktif birinci dönemde maddi zarar TL X 1/7 = TL Toplam = TL Hak Sahiplerinin İşverenden İsteyebileceği Gerçek Maddi Zararları Eş …’nın gerçek maddi zararı Gelir Hissesi TL %0 evlenme ihtimali indirimi TL X % 100 = TL %40 kusur indirimi TL X % 60 = TL Çocuk …’nin gerçek maddi zararı Gelir Hissesi TL %40 kusur indirimi TL X % 60 = TL Çocuk …’nun gerçek maddi zararı Gelir Hissesi TL %40 kusur indirimi TL X % 60 = TL Çocuk …’un gerçek maddi zararı Gelir Hissesi TL %40 kusur indirimi TL X % 60 = TL İŞVERENİN KUSURU ORANINDA SORUMLU OLDUĞU MİKTARLAR Peşin Sermayeli Gelir Davacı kurum tarafından, hak sahibi …’ya toplam TL peşin sermaye değerli aylık bağlanmış olup, bu miktardan davalının kusuru oranında sorumlu oldukları miktar; TL x %60 = TL Davacı kurum tarafından, hak sahibi …’ye toplam TL peşin sermaye değerli aylık bağlanmış olup, bu miktardan davalının kusuru oranında sorumlu oldukları miktar; TL x %60 = TL Davacı kurum tarafından, hak sahibi …’ya toplam TL peşin sermaye değerli aylık bağlanmış olup, bu miktardan davalının kusuru oranında sorumlu oldukları miktar; TL x %60 = TL Davacı kurum tarafından, hak sahibi …a toplam TL peşin sermaye değerli aylık bağlanmış olup, bu miktardan davalının kusuru oranında sorumlu oldukları miktar; TL x %60 = TL Yapılan hesaplama neticesinde, kurum tarafından bağlanan gelir ve 5510 sayılı Yasa’nın 21. Maddesindeki hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tutarlar; Hak Sahibi Kurum Tarafından Bağlanan Gelirin Peşin Sermaye Değerinin, Kusur İndirimi Sonrası Miktarı Hak Sahibinin İsteyebileceği Tutar Tavan ——– TL TL ——– TL TL ——– TL TL ——– TL TL RÜCU HESABI SONUCU Yapılan hesaplama neticesinde, kurum tarafından bağlanan gelir ve 5510 sayılı Yasa’nın 21. Maddesindeki hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tutarlar dikkate alındığında, davacı kurumun davalı işveren rücu edebileceği toplam gelirler; Hak Sahibi Kurumun davalı işverenden talep edebileceği gelir ——– TL ——– TL ——– TL ——– TL Toplam TL SONUÇ Dosyada bulunan delillerin takdir ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davacı tarafından hak sahiplerine bağlanan peşin sermayeli gelirlerin hesaplanan toplam TL’sinin davalıdan tahsili gerekeceğine, tahsili gereken gelirler toplamına, onay tarihi olan tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğine, dair görüş ve tespitimi içerir raporumu Sayın Mahkemeye saygıyla Hesap Bilirkişisi Gökmen Ergür Üniversitelerin maden, jeoloji, elektrik mühendisliği ile hukuk fakültelerinden 11 kişilik akademisyen grubu tarafından hazırlanan ve 262 sayfadan oluşan raporda, madende eski imalattan sızan metan gazının göçukler, kaymalar ve posta akmaları sırasında darbe gören kablo ya da kabloların yarattığı ark veya kısa devre nedeniyle yandığı, sızan bu gazlara 4'üncü bant galerisindeki yangın urunu gazların da katılmasıyla ortama çok kısa sürede bir duman baskınının gerçekleştiği belirtilerek, "Ocağın bir bölgesinde oluşan ve mucadelesi zor olsa da lokal kalabilecek bu olay, ani, hızlı gelişmesi, olumsuz ocak altyapısı ve çeşitli mevzuata aykırı uygulamalar nedeniyle facia boyutuna ulaşmıştır." imalata yönelik teknik eksiklerin yanı sıra karbonmonoksit maskelerinin kapasitelerinin sınırlı olmasının işçilerin güvenli kaçışına yetmediği, ocakta merkezi bir alarm sisteminin bulunmaması ve olay esnasında haberleşme cihazlarının tam olarak çalışmamasının da tahliye işleminin gecikmesine ve sorunlar yaşanmasına neden olduğu heyeti, daha önce alınan ifadeler, merkezi gaz ölçme ve değerlendirme sistemi kayıtları, olay yeri plan ve krokileri ile keşif sırasındaki gözlemleri ve belirlenen lokasyonlarda yapılan sondajların verilerini dikkate alarak, olayın eski imalattan sızan başta karbonmonoksit ve metan gazları ile yanıcı gazların tutuşmasına bağlı olarak bant üzerinde taşınan kömürlerin, lastik konveyör bandının, ortamdaki kömür tozlarının, elektrik kablolarının, ağaç tahkimatın, mazot, yağ ve benzerler ile plastik boruların yanması sonucunda oluşan gaz ve dumandan kaynaklandığı kanaatini kusuruİşletmede acil durumlarda yapılacak işler, destek elemanları, karbonmonoksit maskelerinin kullanımı ve kaçış konularında bir planlamanın olmadığı, periyodik genel tatbikatların yapılmadığına dikkatin çekildiği raporda, şu tespitlere yer verildi"2010 yılından itibaren ocağın işletme projesini incelemek ve denetlemekle yükümlü olan ve TKİ kanalıyla onay veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü MİGEM görevinin gereklerini tam olarak yerine getirmemiştir. TKİ, kritik konularda inisiyatif almayarak görevini yapmamış, sözleşmenin başından itibaren ocağı olayın olduğu güne getiren hatalara bir şekilde ortak tarihinde yururlukte olan mevzuatta, olayla doğrudan ilgili yetersizlikler olayın bir faciaya dönüşmesinde etkili olmuştur. Genel olarak kömür havzalarının yönetimi-denetimi ve özelde de kömür ocaklarında iş sağlığı ve güvenliği konuları ile ilgili mevzuat eksiklikleri ve yetersizlikleri nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ihmali ve kusuru vardır.""Facia önlenebilirdi"Tu?rkiye madencilik tarihinin en bu?yu?k iş kazası olan Soma'daki faciasının sistemin yarattığı tu?m olumsuzluklara rağmen, kurumların ve işletmenin basiretli kişilerce yönetilmesi durumunda "önlenebilir olduğu" vurgulanan raporda, Soma havzasının madenciliğin temel ilkelerine göre yönetilmesi, sahaların projeleri yapıldıktan sonra ihale edilmesi halinde facianın önlenebileceği revize planlarla öngörülen ek ya da yeni nefeslik ve havalandırma tasarımlarının yaşama geçirilmesi, yeni vantilatör kurulması, riskli havalandırma sistemiyle üretime devam edilmesine itibar edilmemesi, üretilen kömür miktarının ne olursa olsun alım garantisinin albenisine kapılınmaması halinde bu olayın yaşanmayacağı ifade edildi."Olayın başlamasını hazırlayan durumlar"Bilirkişi raporunun "olayın başlamasını hazırlayan durumlar" başlığı altında, madendeki U3 bölgesindeki galeriler arasındaki kaya kütlesinin oldukça çatlaklı, göçüklere, kaymalara müsait, eski imalatların dolgu yapılmış bağlantı yollarına irtibatlanabilecek bir yapıda olduğu belirtilerek, eski imalattan gaz ve eski imalata hava kaçaklarına neden olacak bir durumun söz konusu olduğu U3 bölgesindeki açıklıkların yan duvarlarının çatlaklı, ezilmiş ve yer yer bloklu yapıda olduğunun gözlemlendiği aktarılarak, olayın meydana geldiği galeriye yakın ana galeride bulunan bant konveyörün anayol 3'üncü bant kuyruğunun yerleştirilmesi amacıyla yapılan patar atımlarının, bu riskli topukların daha da zayıflamasına, daha önce zaman içinde oluşmuş olan kırık ve çatlakların aniden gelişmesine ve açıklıkların cidarlarında kısmen göçmelere/dökülmelere ve fay zonunun da hareketlenmesine yol açtığı, sonuçta eski imalat panolarında biriken gazlara ve dumana çıkış yolları ile bu gaz ve dumanın kısa devreler yapmasına uygun patikalar/akış yolları yaratıldığı şöyle denildi"Eski imalattan pano bağlantı yolları tavan yolları, tavan dilimindeki taban yolları kanalıyla nispeten dar kesitlerden gelen gaz, ocak havalandırma basıncının da emişin etkisiyle açıklıklara üflenmiş ve doğrudan hava akımına karışarak olayın başlıca nedeni olmuştur. Olayın gelişimi, olaya yakın olan tanıkların ifadeleri, ocakta yürütülen mücadele ve kurtarma çalışmalarına katılanların ifadeleri, bir taraftan eski imalattan hızlıca gelen yanma ürünü gazların ve bir taraftan da ortamda biriken yanıcı gazların yanmasıyla oluşan gazların olaya birlikte katıldığı yönünde kuvvetli bir kanaat doğurmuştur.""Yanmanın bant patinajından kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır"Bilirkişi raporunun "Yangınların açıklanması" bölümünde olayın, üçgen topuğun 4'üncü bant başına ve 3'üncü bant kuyruğuna yakın kısımlarında meydana gelen tekil bir göçük ya da eş zamanlı veya ardışık göçükler ile kulikar üst kurvesinde oluşan göçük sonrasında eski imalat sahalarındaki metan ve diğer gazların ani ve hızlı biçimde ortama karışmasıyla baş gösterdiği ifade gazların büyük kısmının zehirleyici nitelikteki karbonmonoksit ile yanıcı/parlayıcı/patlayıcı nitelikteki metan gazı olduğunun altı çizilerek, dinamit atımlarında ve/veya kablo patlaması sonucunda ya da bant patinajı, alev sızdırmaz olmayan cihazlardan çıkan arklar ile o bölgede çalışan elektrik ve mekanik teçhizatın aşırı ısınması sonucunda yaratılan ısının katkısıyla, yanıcı gazlar ve/veya kömür yanmaya başladığı başlayan yangın elektrik kablolarını, ağaç tahkimat elemanlarını, bant üzerinde bulunan kömürleri/kömür tozlarını, lastik nakliye bandını ve plastik boruları, mazot-yağ gibi malzemeleri de tutuşturduğu belirtilerek, şöyle devam edildi"Eski imalattan gelen sıcak gazların tek başına bir yangını başlatma olasılığının düşük olduğu değerlendirilerek, metanın yangını başlatan başlıca unsur olduğuna karar verilmiştir. Patar atımlarının tutuşturabileceği bir metan birikiminin de olmadığı görüldüğünden, metanın ateşlenmesine neden olabilecek elektrik ve makine donanımı ile ilgili durumlar araştırılmış ve sonuca varılmıştır. Patinaj süresi, patinaj esnasındaki karakteristik sürtünme sesinin duyulmaması, bant üzerindeki yanmış kısımların durumu, bant tambur kaplamalarının aşınmamış oluşu ve bant sensörlerinin ayrıntılı incelemesi dikkate alındığında, yanmanın bant patinajından kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır."Eğitim eksikliğiMadenden yaralı olarak kurtulan işçilerle şüphelilerin daha önce savcılık, mahkeme ve TBMM Araştırma Komisyonu'na verdiği ifadelerin ele alındığı raporda, işçilerin maske kullanımına ilişkin eğitim eksikliğine de işaret işçilerin maske kullanımı becerisine ilişkin şu değerlendirmelere yer verildi"Karbonmonoksit maskeleri işlevsel olarak içindeki aktif karbonun nefes alma sırasında karbonmonoksiti katalistik bir işlem sonucu karbondioksite çevirerek, karbonmonoksitin etkisini ortadan kaldıran özelliğe sahiptirler. Bu işlem nedeniyle nefes alımı sırasında ağıza giren havanın sıcaklığında normal olarak bir artış söz konusu olur, ancak bazı işçiler bunu yanlış olarak anlayıp maske kullanmama eğilimi göstermişlerdir. Bu durum, işçilerin maske kullanımı gibi son derece yaşamsal önemi bulunan bir konuda bilgi ve eğitimden yoksun oldukları anlamına gelmektedir."Havza madenciliğinin uygulanmamasının Soma benzeri facialara yol açabileceği, havzaların güçlü kamu kurumlarınca tek elden çalıştırılması politikasının terk edilmesiyle havzaların sahibi olan kurumların yeni politikalara uyum sağlamakta zorlandıkları ve önemli yanlışlara düştükleri ileri sürülen raporda, "Soma'da yaşananın bir benzerinin gelecekte başka ocaklarda da yaşanması olasılığı vardır. On yılların politikası ile ve tüm denetim mekanizmasını oluşturan kurumların onayı ya da ihmaliyle adım adım oluşan ocak iskeleti, olayın faciaya dönüşmesinde etkili olmuştur." ifadelerine yer yetkililerinin ihlal ettiği yükümlülüklerBilirkişi raporunda, şirket yetkililerinin ihlal ettiği yükümlülüklere de yer maden ocağının genel müdürü Ramazan Doğru ile genel müdür teknik yardımcısı Hayri Kebapçılar ve Eynez İşletme Müdürü Akın Çelik'in, iş sağlığı ve güvenliği sürecinde gerekli teknik altyapı oluşturulmadan, yeterli yatırım yapılmadan ve iş güvenliği önlemleri alınmadan üretimin arttırılmasını sağladıkları öne Gürkan'ın da sorumlu olduğuna işaret edilen raporda, Gürkan'ın Soma Kömür İşletmeleri AŞ'de uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığı yaptığı, olayın yaşandığı tarihten bir süre önce görevinden ayrıldığı, şirketle ilişkisinin kesilmediği aktarılarak, şöyle denildi"Can Gürkan, Mustafa Yiğit ve Alp Gürkan, gerekli teknik altyapı oluşturulmadan, yeterli yatırım yapılmadan ve iş güvenliği önlemleri alınmadan üretimin artırılması, havalandırmanın iyileştirilmesi ile ilgili olarak yapılan proje yaşama geçirilmeden S panosunda çok sayıda işçi istihdamı ve riskli havalandırma ile üretimin zorlanması, iş yerini çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye atmayacak biçimde tasarlama, inşa etme, teçhiz etme ve işletme yükümüne aykırı davranılması, şirket genelinde ve maden işletmesinin tehlikesine paralel bir iş sağlığı ve güvenliği politikasının oluşturulmaması ve uygulanmasının sağlanmaması nedeniyle olayın meydana gelişinde sorumludurlar." 2 Merhaba arkadaşlar. İsg son sınıf öğrencisiyim. Bir proje ödevi hazırlıyorum. Ödevimin büyük çoğunluğunu oluşturdum. Ama bir konuda zorluk çekiyorum. İnşaat sektöründe oluşan iş kazalarının son 25 yılının bilirkişi raporlarına ulaşmam gerekiyor. bana yardımcı olur musunuz? Şimdiden teşekkürler. Yeter mi devam edeyim mi İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 745 İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 534 İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 466 İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 438 İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 416 İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 421 İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 477 5 devam lütfen devam o zaman İNŞAAT BİLİRKİŞİ 13 KB Görüntüleme 343 6 devam lütfen bu son olsun şimdilik İNŞAAT BİLİRKİŞİ KB Görüntüleme 347

inşaat iş kazası bilirkişi raporu