islamiyetin doğuşu sırasında arap yarımadasının genel durumu
İSLAMİYET’İN DOĞUŞU VE YAYILIŞI. Bu döneme Cahiliye dönemi de denir. İslam’a göre Cahiliye dönemi, Hz. İsa (r.a) gelen İncil’in tahrip edildikten sonra Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin peygamberliğine kadarki zamana denir. Burada cahiliyetin geniş ve genel anlamı; hakikatin bilgisinden uzak olma manasını taşır.
DünyaSavaşı’ndan sonra ise Arap yarımadasının güney ve doğu kıyıları üzerinde kurulmuş olan İngiliz hâkimiyet ve nüfuzu da kısa sürede ortadan kalktı. 1951’de bağımsızlığını ilân eden Uman’dan sonra Aden sömürgesiyle Güney Arabistan himaye idaresi de bağımsızlık kazanarak 1967’de Güney Yemen
İslamiyetindoğuşu; Arap-İslam Devletleri (Dört Halife Dönemi, Emeviler, Abbasiler); Türk-İslam Devletleri (İdil Bulgarları, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve varisleri); İslam Uygarlığı (Arap-Türk-Fars kültürlerinin İslam uygarlığına katkıları); Batı Dünyası ve Uygarlığı; Hıristiyanlığın doğuşu, yayılışı ve Batı dünyasına etkileri; Roma ve
I İSLAM MEDENİYETİNİN DOĞUŞU ÖNCESİNDE DÜNYANIN GENEL DURUMU . Hz. Muhammed, 571 yılında Arap Yarımadası’nın önemli merkezlerinden olan Mekke şehrinde doğmuştur. Arap Yarımadası; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine yakın olduğu önemli bir noktada bulunmaktadır.
İslamiyetten Önce Arabistan 1 - GİRİŞ Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu. O nun hayâtını ve insanlık târihinde yaptığı büyük inkılâbı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda Arabistan ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de olsa, bilinmesinde fayda vardır.
Site De Rencontre Handicap 100 Gratuit. 5. Ünite İslam Medeniyetinin Doğuşu 10,180 okunma İçindekiler1 İslamiyet Öncesi Dünyanın Genel Arap Yarımadası Siyasi Durum İslamiyet Öncesi Dünyanın Genel Durumu Arap Yarımadası Siyasi Durum ARABİSTAN Asya’nın güney batısında bulunan büyük bir yarımadadır . Üç yanı dağlarla çevrili, iç kısmı çöllerle kaplıdır . İklimi sıcak ve kuraktır . İslamiyet Öncesi Kuzey Arabistan’da Kurulan Devletler; *Nebatlılar *Tedmürlüler *Gassaniler İslamiyet Öncesi Güney Arabistan’da Kurulan Devletler; *Main *Seba *Himyeri İslamiyet Öncesi Hicaz Mekke – Medine Bölgesi Siyasi birliği mevcut olmayan Arabistan’da kabile yaşantısı hakimdir . Mekke İslam öncesi Kabe= Beyt’ ullah Allah’ın evi mukaddes sayılırdı . Arabistan’ın en mühim yerleşim ve ticaret merkezi Mekke’dir. Mekke’de ” Dar’ ün Nedve ” olarak bilinen bir danışma heyeti idaresi konusunda hükümler alırdı. Egemen kabile Kureyş idi . Kabe’nin durumundan Kureyş sorumlu idi . Medine Halkı genellikle Yahudi ve Hıristiyanlardan oluşurdu . Tarıma elverişliydi . Hıristiyan – Yahudi rekabeti ve çatışması vardı . Tavsiye Konular Emeviler Döneminin Özellikleri Emeviler döneminin özelliklerini maddeler halide özetlediğimiz yazımızda halifeliğin saltanata dönüşmesi, soy dayanışması dış iç politikaları hakkında bilgi bulunmaktadır.
islamiyetin doğuşu sırasında afrikanın durumu YaReN islamiyetin doğuşu sırasında afrikanın durumu nasıldı AFRİKA Siyasi ,Sosyal ve Ekonomik Durum • VI. ve VII Afrika kıtasının tamamı Afrika kıyılarıyla ,doğu Afrika kıyıları bilinmekteydi. • İslamiyet’in doğuşu sırasında Kuzey Afrika , Bizans’a bağlı ve hristiyanlığın etkisi altında bulunmaktaydı. • Habeşistan da Aksum İmparator luğu bulunmaktaydı. Din ve Düşünce Yaşamı • Önceleri putperesttirler. İmparator "Ezana" döneminde Hristiyanlık kabul edilmiş ve resmi din olmuştu. • İslamiyet’in ilk yıllarında İslamiyeti kabul eden bir gurup, Mekkelilerin baskısı üzerine Habeşistan’a Etiyopya göç etmiştir.
İslamiyet?ten Önce Arabistan?ın DurumuAraplar Sami ırkına mensuptur,Arabistan da yaşayan halk iki Araplar Yemenliler olup genellikle yerleşik bir hayatı Araplar Arabistan?ın kuzey bölgesinde göçebe bedevi bir hayat Main Devleti, Seba devleti ve Himyeriler devleti Arabistan?da Nebatiler, Tedmürlüler ve Gassaniler devleti tarihi bakımından son derece önemli bir yer olan, Hicaz bölgesinde ise bir devlet yok bölgesinin iki önemli şehri Mekke ve Medine Kureyş kabilesi hakim önemli bir ticaret ve din merkezi duruma gelmişti.İran, Habeşistan,Yemen ve Bizans ile ticaret yapıyorlardı.Medine ise daha çok tarım şehri idi. Burada Araplar ve Yahudiler birlikte yaşıyordu. ****Din ve İnanışArabistan?da yaygın olarak putperestlik vardır. Büyük putlar Kâbe?de bulunurdu. Putlar ziyaret edilir,kurban kesilir,panayırlar düzenlenirdi. Bu sayede Mekke önemli bir iktisadi güce sahip olmuştu. Hicaz?da tek tanrı inancına sahip ?hanif? denilen insanlar vardı. Yahudilik ve Hıristiyanlık da Araplar tarafından biliniyordu.****A- O tarihte Asya da ki durumI-Bizans İmparatorluğu 395,1453 Roma İmparatorluğu, eski gücünü kaybetmişti. 395 yılında ikiye ayrıldı. Batı Roma?nın başkenti Roma, Doğu?nun ki İstanbul oldu. Bizans Sasanîlerin, Slâvların, Avarların ve Hunların saldırılarına uğradı. VII. yy da Müslümanlar,bir yandan Bizans?ı kuşatırken, diğer yandan Suriye, Filistin, Mısır ve Kuzey Afrika?yı ele geçirdi. 1071 Malazgirt Savaşında ağır yenilgiye uğrayan Bizans, kısa zamanda Anadolu?nun büyük bir kısmını kaybetti. ****II-Sasaniler 224?651 Miladi III. yy başında İran?da Partlar hakimdi. Part imparatorluğu zayıflayınca,224 Sasani imp kuruldu. Sasaniler en güçlü dönemlerini, I. Hüsrev zamanında yaşadı. Sasaniler, Batı Göktürkler ile anlaşarak, Akhunlar devletine son verdi. Göktürkler, Sasanilere karşı Bizans ile ittifak yaptı. Sasaniler, Göktürklerin ve Bizanslıların saldırıları sonucu yıprandı. Hz. Ömer zamanında Sasaniler ağır yenilgiye uğradı. 651?de Sasani Devleti sona erdi. **** Göktürkler552?de kuruldu. 582 yılında doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. İslamiyetin yayılmaya başladığı dönemde, Asya?da önemli bir siyasi güç olmaktan çıkmış, Çin hakimiyeti altına girmişti. **** B- O tarih de Hindistan da ki durum?Racalar tarafından idare ediliyordu. Hindistan?ın sık, sık istila edilmesi ve ?Kast Sistemi?, siyasi birliğin kurulmasına imkân vermemişti Halk sınıflara ayrılmıştı. VI. yy sonunda Thanesar hanedanı, mahalli prensleri mağlup ederek, Kuzey Hindistan?a hakim oldu. **** Çin de ki durumSiyasi birlik, Sui Hanedanı 589-906 tarafından sağlanmıştı. Sonra Sui hanedanı sona erdi. Tıanglar Çin tahtına çıktı. Bu dönemde Çin, ?Göktürkleri? bölüp hakimiyetine almıştı. Çin sınırları İran?dan Kore?ye, Moğolistan?dan Güneydoğu Asya?ya kadar ve İnanışAsya?da İslamiyetin doğuşu sırasında Hıristiyanlık, Musevilik, Zerdüşt, Hindu ve Mani dinleri dini VII. Yüzyılda İran?da ortaya çıktı. En büyük tanrısı Ahuramazda idi. ****Bizans?ta ; Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebi yaygındı. Bizans?taki patrik,aynı zamanda tüm ortodoksların dini lideri haline gelmişti. Bizans İmparatorluğu Ortodoksluğu resmi devlet dini haline getirerek siyasi amaçlarıyla birleştirdi. ****Sasanilerin egemen olduğu İran?da halkın çoğunluğu Zerdüşt dinine mensuptu. Bu dinin esası iyilikle kötülüğün mücadelesiydi. İyilik tanrısının adı Ahuramazda Hürmüz , kötülük tanrısının adı Angramanyu Ehrimen idi. İranlılar?ın inanışına göre bu iki Tanrı arasında devamlı savaş vardı. İyi biri her zaman Ahuramazda?nın yanında yer almalı ve kötülüklere karşı savaşmalıydı. İranlılar, Tanrıları Ahuramazda?ya ateş yakarak tapıyorlardı. Bu ateşlerin yandığı yere ?Ateş gede? denir ve Ateş hiçbir zaman söndürülmezdi. Ancak bu ateş , Hz. Muhammed?in doğduğu gün kendiliğinden sönecekti. **** Göktürkler, Göktanrı dinine inanıyorlardı. İnanışlarına göre Tanrı Kainatın yaratıcısıydı, tekti, ebedi idi. Topa Kağan , Budizm?e büyük ilgi göstererek bu dini Türkler arasında yaymaya çalıştı ise de halk fazla ilgi göstermedi. Çünkü ; Budizm Türklerin yaşantısına uygun değildi. ****Hindistan?da en yaygın din, Hinduizm idi. Daha sonra bu ülkede ortaya çıkan Budizm , Hindistan?da fazla yaygınlaşamamış, Çin?de, Tibet?te ve Japonya?da benimsenmişti. Temelinde , Tanrı ve ?doğa üstü güç düşüncesi? olmayan Budizm , din olmaktan çok, felsefi bir düşünce idi. Ahlâk anlayışının temeli doğruluktur. Ruh temizliği, düşünmeyi ve kötülüklerden uzak durmayı halkın çoğunluğu Budizm dinine inanıyordu. Budizmin yanı sıra Şinto Tanrılar yolu dini de halkın arasında yaygındı. Şinto dini, tabiat kuvvetlerine ve atalara tapınma üzerine kurulmuştu.
1. Asya a Siyasi Durum Bizans Kavimler göçü sonunda büyük sıkıntılar yaşayan Roma, 395 yılında Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu zamanla başkenti Bizans’ın adıyla anılarak, Bizans İmparatorluğu olarak ifade edilmeye başladı. 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkılınca, Bizans Devleti, Roma İmparatorluğunun devamı şeklinde yaşamaya devam etmiştir. Bizans İmparatorluğunun en parlak devri Jüstinyen zamanıdır. Bu zamanda Bizans sınırları genişledi. Asya, Avrupa ve Afrika’nın bazı bölümleri ele geçirildi. Jüstinyen’in ölümünden sonra Bizans eski gücünü koruyamadı. İslamiyetin doğuşu sırasında Bizans İmparatorluğunun başında Heraklius vardı. Bizans yıpranmasına rağmen Orta Doğu’nun en güçlü devletiydi Harita Sasaniler İslamiyetin doğuşu sırasında İran’da merkezi Medain şehri olan Sasâniler Devleti vardı. Göktürk ve Bizans’la mücadele halindeydi. Bu dönemde Sasânilerin başında II. Hüsrev Perhiz 590-628 bulunuyordu. Japonya İslamiyetin doğduğu yıllarda Japonya’da Çin kültürü etkili idi. Bu dönemde Japonya, Asya ve dünya siyasetinde etkili bir ülke değildi. Göktürkler İslamiyetin doğuşu sırasında bütün Orta Asya Göktürklerin hakimiyetindeydi. Sınırları Kore’den Hazar Denizi’ne kadar uzanıyordu. Hindistan İslamiyetin doğuşu sırasında Hindistan’da siyasi birlik yoktu. Derebeylikler hüküm sürmekteydi. Çin Bu devirde Mançurya’dan Sasâni ve Bizans sınırlarına kadar bütün Orta Asya’yı denetimine alan Göktürklerin bölünmesinden yararlanan Çin, Batı Göktükleri ile münasebetlerini geliştirmiş, Çin Seddini tamir ettirmiş ve kuzeyden gelen akınları önlemiştir. İslamiyetin doğuşu sırasında Çin’de Sui Hânedanı Din ve İnanış Bizans İslamiyet’in doğuşu sırasında Bizans’ın resmi dini Hristiyanlık idi. Sasâniler İran’da ve İran tesirinde kalan ülkelerde hakim din Zendüştlük Mecûsilik idi. Göktürkler İslamiyetin doğuşu sırasında Türkler çeşitli din ve kültürlerle çevrili bir sahada yaşıyorlardı. Bu nedenle Hristiyanlık, Zerdüştlük, Budizm, Manihaizm ve Yahudilik gibi dinlerle temasları vardı. Türklerin bir kısmı bu dinlerden bazılarını kabul etmesine rağmen, hiçbirini sahip oldukları inanç ve geleneklerle bağdaştıramamışlardır. Göktürkler kainatın yaratıcısı olarak tek ve ebedi kabul ettikleri Gök Tanrıya inanıyorlardı. Hindistan Hinduizm en yaygın dindi. Kast sistemini benimseyen bu dinde en yüksek mevkide Brahmanlar bulunmaktaydı. Hinduizmin katı “kast” sistemine ve Brahman sınıfının otoritesine bir tepki olarak doğan Budizm Hindistan’da fazla etkili olmamıştır. Çin Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizm dinleri hâkimdi. Japonya Konfüçyüslük, Taoizm, Budizm ve Japon milli dini olan fiintoizm dinleri hakimdi. fiinto tanrıların yolu demektir. Bu dinde tabiat kuvvetlerine ve atalara tapınma Avrupa a Siyasi Durum Avrupa’da siyasî birlik yoktu. Batı Roma İmparatorluğunun enkazı üzerinde, Romalıların Barbar diye nitelediği kavimler tarafından birçok devlet kurulmuştur. Bunlar Fransa’da Frank ve Burgond, İspanya’da Vizigot, İtalya’da Ostrogot, Belçika’da Frank, Afrika’da Vandal krallıkları idi. Doğu Roma Bizans bu devletlerin çoğuyla mücadele halindeydi. Ayrıca Hunların yerine Macaristan’da Avar Devleti kurulmuştur. Feodalite derebeylik Orta Çağ Avrupa’sının siyasi yönetim şekli durumuna gelmişti. Krallar nüfuzlarını Din ve İnanış Batı Roma İmparatorluğunun yıkılmasından sonra papalar feodalite sisteminden de yararlanarak kral ve derebeyler üzerinde baskılarını arttırdılar. Orta Çağ Avrupa’sının mutlak hakimi durumuna geldiler. Papaların elinde aforoz, endülüjans ve enterdi gibi yetkiler vardı. Aforoz Papa tarafından kullanılan manevi bir silahtır. Aforoz edilen kişi Hristiyan toplumunun dışına atılmış olurdu. Endülüjans Hristiyanların günahlarından kurtulmak için papalardan satın aldıkları af kağıtlarına denilmekteydi. Enterdi Papanın bir ülkeyi kralı ile birlikte cezalandırmasıdır. İslamiyetin doğuşu sırasında Hristiyanlık, Avrupa kıtasında tek hâkim din Afrika İslamiyetin doğuşu sırasında Kuzey Afrika, Suriye ve Filistin, Bizans İmparatorluğu’na bağlıydı. Kızıldeniz sahili ve Aden Körfezi’ne kadar olan sahada Habeşistan Krallığı vardı. Mısır halkı ile Bizans arasında Hristiyanlığın farklı yorumlanmasından dolayı anlaşmazlıklar çıkmış ve Bizans Mısır halkına işkence ile kendi görüşünü kabul ettirmeye çalışmıştır. Habeşistan’da Hristiyanlık hakimdi. Habeş Kralı Ebrehe’nin Mekke’yi almaya yönelik teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştı Harita
Peygamberimiz Hz. Muhammed Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde, Mekke şehrinde doğdu. O’nun hayâtını ve insanlık târihinde yaptığı büyük inkılâbı kavrayabilmek için, yaşadığı asırda Arabistan’ın genel durumunun ve Arapların yaşayışlarının, ana hatları ile de olsa, bilinmesinde fayda vardır. 1. Araplar kabileler halinde yaşıyorlardı İslâmiyet’ten önce Araplar, henüz millet hâline gelemedikleri için; kabîleler hâlinde yaşıyorlardı. Her kabîle, diğerlerinden ayrı bir devlet gibiydi. Kabîle başkanına "Şeyh" deniyordu. Hicaz ve Yemen bölgelerinde bazı şehirler kurulmuşsa da, genellikle çöllerde çadır ve göçebe hayâtı geçiriyorlardı. Hicaz bölgesinde üç önemli şehir, Mekke, Yesrib Medine ve Tâif’ti. Mekke’de Kureyş Kabîlesi, Tâifte Sakîf Kabîlesi, Yesrib Medine de Evs ve Hazreç adlı Arap kabîleleri ile Kaynukaoğulları, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları olmak üzere üç yahûdi kabîlesi bulunuyordu. Diğer kabîleler genellikle göçebe idiler. arasında kan davaları vardı Kabîleler arasında kan davası ve sınır anlaşmazlıkları gibi sebepler yüzünden savaş eksik olmazdı. Yalnızca yılın dört ayında Muharrem, Recep, Zilka’de ve Zilhicce aylarında harbetmezlerdi. Bu aylara "eşhür-i hurum" savaşılması, kan dökülmesi haram olan hürmetli aylar denir. Bu esnâda, bütün kabîleler güvenlik içinde seyâhat edebildikleri için, genellikle büyük panayırlar bu aylarda kurulurdu. Mekke’nin hâkimi, Kâbe ve civârındaki putların koruyucusu oldukları için Kureyş kabîlesi, diğer bütün kabîlelerden saygı görürdü. Bu sebeple Kureyşliler, senenin her mevsiminde diledikleri yere seyâhat edebiliyorlardı. gelişmişti ve panayırlar düzenlenirdi Hicaz bölgesindeki panayırların en önemlileri, Mekke civârında kurulmakta olan Ukaz, Mecenne ve Zülmecaz panayırlarıydı. Bu panayırlara ülkenin dört bir yanından akın akın gelenler arasında satıcılar, iffetsiz kadınlar, şâirler, hatipler, kâhinler ve çeşitli dinlere mensup kimseler de bulunuyordu. Tâif’le Nahle arasında kurulmakta olan Ukaz panayırında, şiir yarışmaları yapılır; beğenilip derece alan şiirler, Kâbe’nin duvarlarına asılırdı. Bu şekilde Kâbe duvarında asılmış olan yedi ünlü kasideye "el-Muallekatü’s-seb’a" Yedi Askı denilmiştir. çoğunluğu putperestti Müslümanlıktan önce, Arapların çoğunluğu putperestti. Yapmış oldukları bir takım heykellere ilâh diye tapıyorlardı. En önemli putlar, Hubel, Lât, Menât, Uzzâ, Vedd, Suva’, Yeğûs, Yeûk ve Nesr adlarını taşıyanlardı. Mekke’de Kâbe ve civârına 360 kadar put yerleştirilmişti. Her kâbîlenin ayrı bir putu, her putun özel bir ziyâret günü vardı. Böylece yılın her gününde putlarını ziyârete gelenlerle dolup taşan Mekke, bir ticâret merkezi olduğu kadar, putperestliğin de merkezi hâline gelmiş bulunuyordu. Arabistan’da putperestlerden başka, Mûsevî, Hıristiyan, Mecusî ateşe tapan ve Sâbiî dinlerine mensup kimseler de vardı. Bunlardan başka, çok az sayıda, Hz. İbrahim’in tebliğinden o devre ulaşan dinî esasları benimsemiş tek Tanrı inancında olan "Hanîf"ler vardı. Nevfel oğlu Varaka, Cahş oğlu Abdullah, Huveyris oğlu Osman ve Sâide oğlu Kuss bunlardandı. İslâmiyetten önce Arap Yarımadasının kuzeyinde Sûriye’de "Nebtî", güneyinde Yemen’de "Himyerî", Irak’ta ise "Süryânî" yazıları kullanılıyordu. Hicaz Arapları Sûriye ve Irak’a ticâret için yaptıkları seyâhatlarda Arapça’yı Nebtî ve Süryânî yazıları ile yazmayı öğrendiler. Daha sonraki asırlarda, Nebtî yazısından "Nesih"; Süryânî yazısından da "Kûfî" denilen yazı sitilleri doğmuştur. Ancak, Araplar arasında okuyup yazma bilenlerin sayısı son derece azdı. Cömertlik, konukseverlik, sözde durma, düşmanları bile olsa kendilerine sığınanları himâye, cesâret.. gibi bazı iyi hasletleri yanında, soygunculuk, faizcilik, zenginleri üstün, fakirleri hor görme, içki ve kumar düşkünlüğü, kabilecilik gayreti ile kan dökme gibi son derece çirkin âdetleri de vardı. Hele köle ve kadınlara insan değeri vermezlerdi. Kadınlar, ölen kocasından, babasından ve diğer yakınlarından mirâs alamadıkları gibi, kendileri mirâs malları arasında, mirâscılara kalırdı. Erkekler istedikleri kadar kadınla evlenebilirlerdi. Fuhuş âdeta meslek hâline gelmişti. Bu yüzden bazı kimseler kız çocuklarını diri diri kumlara gömecek derecede vahşet göstermişlerdi. İslâmiyetin doğuşu sırasında yalnız Araplar ve Arabistan değil, bütün dünya, zulüm, sefâhet ve cehâletin karanlığı içindeydi. Maddî ve rûhî sıkıntılar içinde bunalmış olan insanlık, bir mürşit, bir kurtarıcı beklemekteydi. Kur’ân-ı Kerîm "Câhiliyet Devri" denilen bu karanlık dönemi, "İnsanların kendi elleriyle işledikleri kötülükler yüzünden, fesat her tarafı kapladı karada ve denizde yayıldı."ifâdesiyle en vecîz bir şekilde anlatmaktadır.
islamiyetin doğuşu sırasında arap yarımadasının genel durumu