isra 36 ve mülk 27 ayetlerinin vermek istediği mesajlar

Kimanne ve babasına iyilikte bulunursa, cennete gider. Anne ve babasının adına iyilik yapanın sevabı, ilk önce onun kendi hanesine yazılır. Anne ve babanın ahını almak ise, cennetten mahrum olmaya, Allah'ın lanetini almaya, ilahi rahmet ve nimetlerin elinden alınmasına neden olur. İsraSuresi 17 - İsra Suresi Mehmet Okuyan meali ve tefsiri. 111 ayettir. Rahmân, Rahîm olan Allah’ın adıyla. Bir gece, kendisine delillerimizden gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya (en uzak mescide) yürüten Allah yücedir. Şüphesiz ki O duyandır, görendir. c İsra 36 ve Mülk 27. Ayetlerin vermek istediği mesajları bulalım. d) Dinin tanımı hakkında felsefeci ve din adamlarının neler söylediklerini araştıralım 50İSRA SURESİ. Adını 1. ayetteki “ أسرىesra” fiilinin mastarı olan “ إسراءisra” sözcüğünden alan sure Mekke’de 50. sırada inmiştir. Surenin 26’ıncı, 32’inci, 33’üncü, 57’inci ve 73-80’inci ayetlerinin Medenî olduğu [1] nakledilmesine rağmen, tahlillerini yaparken açıklayacağımız gibi, biz, 73 Konuylailgili olarak Mâide 5:104 ve Lokmân 31:21’de de benzer mesajlar verilmekte ve her iki ayette de vecednâ “bulmak” fiili kullanılmaktadır. O kullanımlardan hareketle, yorumunu yapmakta olduğumuz ayetteki elfeynâ fiilinin de benzer bir mana verdiğini söylemek hatalı olmasa gerektir. Site De Rencontre Handicap 100 Gratuit. İsrâ Sûresi 36. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Fazileti İsrâ Sûresi Hakkında İsrâ sûresi Mekke’de inmiştir. 111 âyettir. Sûre ismini, birinci âyette geçen ve “gece yürütmek” mânasına gelen اَلإسْرَاءُ isrâ kelimesinden alır. Bu kelime, Resûlullah Mirâç gecesi Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya geceleyin götürülmesini beyân eder. Sûrenin bundan başka Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzîh ederek başlaması sebebiyle سُبْحَانَ Sübhân ve İsrâiloğulları’nın iki defa sürgün edilmelerinden bahsetmesi sebebiyle de بَن۪يۤ اِسْرَاۤء۪يلَ Benî İsrâîl gibi isimleri vardır. Mushaf tertîbine göre 17, nüzûl sırasına göre 50. sûredir. İsrâ Sûresi Konusu İsrâ sûresi ağırlıklı olarak Resûlullah İsrâ mûcizesinden ve Miraç gecesi Efendimize verilmiş olup İslâm’ın esasını teşkil eden bir kısım dinî ve ahlâkî tâlimatlardan bahseder. Bununla birlikte İsrâiloğulları’nın fıtratı ve isyan edip fitne çıkarmaları sebebiyle iki defa sürgüne gönderilmeleri; Yüce Allah'ın varlığına, birliğine ve kudretine dair deliller; Peygamber Efendimizin risâleti, Kur’ân-ı Kerîm’in mûcize oluşu ve bir kısım hususiyetleri üzerinde durulur. Sûrenin muhtevâsına uygun bir tarzda Hz. Âdem ile İblîs ve Hz. Mûsâ ile Firavun kıssalarından kısa kısa kesitler sunulur. Ayrıca mü’minlerin ve kâfirlerin âhiretteki durumları beyân edilir. Son olarak da tekrar Kur’ân-ı Kerîm’in, ona tâzimin, namazın, dua ve hamdin ehemmiyeti dikkatlere arz edilir. İsrâ Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada on yedinci, iniş sırasına göre ellinci sûredir. Kasas sûresinden sonra, Yûnus sûresinden önce Mekke döneminde inmiştir. 26, 32-33, 60, 73-74, 80, 107-111. âyetlerle diğer bazılarının Medine’de indiği yolunda değişik rivayetler varsa da, büyük ihtimalle tamamı Mekke’de nâzil olmuştur. İbn Âşûr, bu rivayetlerin, söz konusu âyetlerin içerdiği hükümlerin Medine dönemindekilerin muhtevasını hatırlatmasından ileri gelmiş olabileceğini, fakat bunun sağlam bir gerekçe olmadığını ifade eder XV, 6. İsrâ Sûresi Fazileti Hz. Aişe’nin bildirdiğine göre, Resûl-i Ekrem her gece İsrâ sûresiyle Zümer sûresini okur, bunları okumadan uyumazdı. Tirmizî, Deavât 22 Abdullah b. Mesud İsrâ, Kehf ve Meryem sûreleri hakkında şöyle derdi “Bu sûreler ilk inen sûrelerdendir ve bunlar benim ilk öğrendiğim sûreler arasında yer alır.” Buhârî, Tefsir 17 وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا ﴿٣٦﴾ Karşılaştır 36 Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur. TEFSİR Bu âyet-i kerîme insanın bilmediği bir konuda söz söylemesini, hüküm vermesini, bilgisizce davranmasını, bilmediği tanımadığı kimseler hakkında ileri-geri konuşmasını, daha hususi olarak yalancı şâhitlik yapmasını, iftira atmasını, hâsılı bilgi sa­hibi olmaksızın tahmine göre herhangi biri için maddî veya manevî zarara yol aça­cak şekilde konuşmasını ve hareket etmesini yasaklamaktadır. İnsan ancak şu üç vasıta sayesinde bilgi sahibi olabilir. Bunlar kulak, göz ve kalptir. Bunları yaratıldıkları gaye istikâmetinde en güzel şekilde kullanmak insanın en mühim sorumluluklarından biridir. Çünkü Allah Teâlâ, hesap günü insana bu azalarını nasıl kullandığını soracağı gibi, bu azalar da dünyada neler yaptıklarından sorguya çekileceklerdir. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur“O gün onların ağızlarını mühürleriz de, işlemiş oldukları günahları bize elleri söyler, ayakları da buna şâhitlik eder.” Yâsîn 36/65“Nihâyet ateşin karşısına geldiklerinde kendi kulakları, gözleri ve derileri, vaktiyle işledikleri bütün kötülükleri söyleyip onların aleyhinde şâhitlik edecekler.” Fussılet 41/20Rivayete göre Ebû Dücâne hasta iken ziyâretine giden birisi, onun sîmâsının nur gibi parladığını gördü ve ona“–Yüzün neden böyle parlıyor?” diye sordu. O da şu cevâbı verdi “–Benim iki amelim var› Beni ilgilendirmeyen hususlarda susarım.› Gönlüm mü’minlere karşı sû-i zandan uzak kalır. Bütün mü’minlere karşı hüsn-i zan beslerim.” İbn Sad, et-Tabakât, III, 557Hak dostu Ahmed er-Rufâî Hazretleri, bir gün yolda çocuklara rastladı. Kavga ediyorlardı… Onları ayırdı ve birine şöyle sordu“- Sen kimin oğlusun?”Çocuk şu karşılığı verdi“- Sana lazım olmayan şeyi ne yapacaksın?”Hazret oradan ayrılıp gitti. Fakat hep o çocuğun dediğini tekrar ediyor ve şöyle diyordu“- Oğlum, Allah sana iyilik versin. Bana edep öğrettin…” Velîler Ansiklopedisi, II, 512-513Demek ki insan işi olmayan şeylerle ilgilenmemeli, haddini bilmeli, Allah karşısında acziyetini tadıp mütavazi olmalıdır. Bu sebeple buyruluyor ki Kaynak Ömer Çelik Tefsiri Allah bu ayette doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmayan insana bilgi vasıtalarından kulak, göz ve kalp akıl verildiği hatırlatılır. … Muhatabın sağduyusuna hitap edilerek onun yanlış inanç ve tutumlardan kurtulması, Allah'ın varlığına ve birliğine iman etmesi suresi 23 ayet ana konusu nedir?Ayetin ana konusu nedir? Cevap Allah'a her zaman her koşulda şükretmeliyiz ve sadece ondan suresi 23 ayet nerede inmiştir?Mülk Suresi, mushaftaki sıralamada altmış yedinci, iniş sırasına göre yetmiş yedinci suredir. Tur suresinden sonra, Hâkka sûresinden önce Mekke'de nâzil suresinin ayetin ana konusu nedir?İşte İsra Suresi anlamı, tefsiri, Türkçe ve Arapça Okunuşu… Sûre, adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”, Mîrac yolculuğunda, Hz. Peygamberin bir gece, Mekke'den Kudüs'e götürülmesini ifade ne kadar az şükrediyorsunuz?Ne kadar da az şükrediyorsunuz" A'raf 7/10. Ey Müslüman! Allah'ın hükmüne itaat etmekten kaçınan nankörlere de ki "Sizi yoktan var eden ve size işitmeniz için kulaklar, görmeniz için gözler ve düşünmeniz için gönüller bahşeden O'dur! … Size bunları armağan eden yalnızca Allah'tır!Mülk suresi kaç ayetten oluşur?Mülk Suresi, Arapça سورة الملك Kur'an'ın 67. suresidir. Sure 30 ayetten oluşur. Sure ismini birinci ayetinde geçen "el-Mülk" kelimesinden olayı hangi ayet?İsra Suresiİsmin anlamıGece yürüyüşüBaşka isimleriBeni İsrail SuresiSayısal bilgilerSure numarası17Âyet sayısı111Isra suresi 36 ayet ne anlatmak istiyor?Kur'an-ı Kerim'de insanın akıl sahibi, düşünen ve bilen bir varlık olmasına büyük önem verilir. … Allah bu ayette doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmayan insana bilgi vasıtalarından kulak, göz ve kalp akıl verildiği hatırlatılır. Merhaba arkadaşlar size bu yazımızda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Konuları hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz. Kur’an’dan Mesajlar İsrâ Suresi 36. Ayet ve Mülk Suresi 23. Ayet konusu ile ilgili bütün soruların cevabı sizleri bekliyor… Kur’an’dan Mesajlar İsrâ Suresi 36. Ayet ve Mülk Suresi 23. Ayet “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” İsra suresi, 36. ayet İsra suresinde Müslümanlara dinî ve ahlaki bazı ödevler sıralanmaktadır. Bunlardan birisi de Müslüman bir kişinin bilmediği bir şeyin peşine düşmemesi, bilgisiz hüküm vermemesidir. İnsan ya duyduğu ya gördüğü ile veya akıl ve vicdanıyla hareket eder; yani bilgilerimiz ya habere ya gözleme ya da akla dayanır. Ayette bu bilgi kaynaklarının doğru kullanılması gerektiği, bunlardan sorumlu olunduğu ifade edilmektedir. Kuşkusuz bu yasak, insan ilişkileriyle ilgili olup bilimsel ve fikrî konularda kurallara uygun olarak tahminler yürütmek, görüş belirtip ictihadlarda bulunmak meşrû, hatta gereklidir. “De ki “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!” Mülk suresi, 23. ayet Kur’an-ı Kerim’de insanın akıl sahibi, düşünen ve bilen bir varlık olmasına büyük önem verilir. Allah bu ayette doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmayan insana bilgi vasıtalarından kulak, göz ve kalp akıl verildiği hatırlatılır. Doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmayan insana bilgi vasıtalarından kulaklar, gözler ve kalpler akıllar verildiğinin hatırlatılması, insanın en değerli ve ayırıcı niteliğinin gözlem ve düşünme kapasitesi olduğuna ve bu nimetleri verene şükretmek gerektiğine işaret eder. Bu nimetler aynı zamanda Allah’ın eşsiz sanatını ve sonsuz kudretini göstermesi bakımından da önemlidir. Muhatabın sağduyusuna hitap edilerek onun yanlış inanç ve tutumlardan kurtulması, Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmesi istenmektedir. 9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Konuları için tıklayınız 9. Sınıfta Yer Alan Diğer Ders ve Konuları için Tıklayınız. “İsrâ suresi 36 ve Mülk suresi 23. ayetlerinin anlamlarını Kur’an-ı Kerim mealinden okuyunuz.” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka suresi 36 ve Mülk suresi 23. ayetlerinin anlamlarını Kur’an-ı Kerim mealinden ➜ İsra 36 ayet meali; Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. ➜ Mülk 23. sure meali; De ki “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”“9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı Cevapları Nev Yayınları Sayfa 11 Ayetlerde verilen mesajların neler olabileceği konusunda araştırma yapınız.” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz. ☺️ BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER! İsrâ Suresi 23-29. ayetlerde verilen mesajlar yine insan yaşamını ve ahret yurduna hazırlık yapmaları için uymaları gereken kurallar topluğudur. İslam sosyal bir dindir ve İslam’da “iyilik” temel bir ilkedir. İsrâ Suresi 23. Ayette bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Ayet-i kerimede Allah şöyle buyurmaktadır; “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” İsra-23 “Sadece Rabbe kulluk etmenizi emretti” “Kulluk” yaratan ile yaratılan arasındaki ilişki düzeyidir. Yani insanı yaratan Allah’a karşı uyulması gereken bir kuraldır. Ayette ise “Sadece Rabbe kulluk” edilmesi emrediliyor. Nitekim Fatiha Suresi’nde “Yalnızca sana ibadet ederiz” Fatiha-5 deniyor. Kulluk, aslında sadece anlaşıldığı gibi düz bir kelime değildir. Kişi, en çok kime saygı gösteriyorsa, tanzim ve şükrü en çok kime borç biliyorsa, kimi her şeyden üstün tutuyorsa bir anlamda kendini o şeye/kişiye kul etmiş sayılır. Fakat Müslüman için en çok değer verilecek kişi Allah’tır ve kulluk ise yalnızca Allah’a yapılır. “Anne babanıza iyi davranmanızı emretti!” Anne ve baba, insanın var olma vesilesidir zira anne, çocuğunu 9 ay boyunca karnında taşır doğumundan sonra da uzun bir süre anne, evladına karşı gerekli olan merhameti en iyi şekilde gösterir. Yemez-yedirir, uyumaz-uyutur, üzülür-üzmez… Yani evladı için iyi olan her şeyi yapar. Baba da anne kadar değerlidir. Çünkü ailenin rızkını temin etme, iyi bir ahlak verme, geleceğe dair çalışmalar yapma gibi tüm sorumluluklar babanın sırtına yüklenmiştir. Dolayısıyla böylesine iyilik içinde ihsanda ve ikramda bulunan anne-babaya iyi davranmak gerekir ve Allah bunu bir tavsiye olarak değil, emir olarak insanlara söylemektedir. “Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! ikisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” Bunca zahmete katlanarak evladını yetiştiren, maddi ve manevi eğitimini en iyi şekilde veren, kendisi aç olduğu halde evladını düşünen dünyanın en değerli varlıkları anne ve babalar da zamanları geldiklerinde yaşlanırlar ve yardıma muhtaç hale gelirler. Allah ayetin bu son bölümünde aslında bir anlamda “iade-i merhamet” konusunu ele almaktadır. İsrâ Suresi 23. Ayette verilen mesaj bir anlamda şunu söylemektedir; “Bunca yıl annen-baban sana iyilik yaptı, seni kötülüklerden korumak için her türlü zorluğa katlandı, aç kalmaman, hastalanmaman için elinden geleni yaptı. Vatanına ve milletine hayırlı bir evlat olman için gerek fen ilimlerinde gerekse de İslami ilimlerde sana yol gösterdi, senin için bir zemin oluşturdu, evlenme çağına geldiğinde senin için en iyi olanını seçti, evini dizdi, seni bir süre gözetti ve artık onların da eli ayağı tutamaz oldu. Şimdi sana böylesine büyük iyiliklerde bulunan anne-baban yanında yaşlandı. Tüm bunları yapan ebeveynlerine karşı sorumluluklarını yerine getirme sırası şimdi de sende. Onlar sana iyilik babında her şeyin en iyisini yaptılar, şimdi de sen onlara en iyi şekilde hürmet et, saygı göster. “Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme!” çünkü onlar sen küçükken yaptığın bunca yaramazlıklarına katlandılar, yeri geldiğinde sen onları sıkıntıya soktun ama onlar bunu da görmezden geldiler. Şimdi onların gayr-i ihtiyari yapacakları şeylerden dolayı sakın onlara “öf bile deme!” diyor Allah Yaşlı insanlar, alıngan olurlar bazen sizin için normal gelen bir söz bile onları incitebilir. Öyleyse bu yaşlılar anne-baba ise özellikle, kullanacağınız kelimelere, cümlelere ve konuşmalarınıza dikkat edin, çünkü onlar alınabilirler ve bu da sizin için günah olarak yeter. “Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. "Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster" diyerek dua et.” İsra-24 “Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger.” Ayet-i kerimenin hemen başında, bir önceki ayetin devamı niteliğinde bir emir vardır. “Onlara merhametle kol kanat ger.” Yani onlar bunca sıkıntılar yaşamalarına rağmen senin için her şeyin en iyisini istediler, her şeyin en güzelini yaptılar veya yapmak için çabaladılar, şimdi de sıra sende. Artık onlar, ihtiyarlamış, belleri bükülmüş, kendi başlarına iş yapabilecek durumda değiller. Onların sana baktıkları gibi sen de onlara bak. "Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster" Ayet-i kerimenin son bölümünde ise Allah duayı emrediyor. Anne-babanın yaptığı bunca iyiliğin karşılığını elbette bir evlat hiçbir şekilde ödeyemez. Onlara bu yaptıkları iyilikler karşısında şükran sunmak için elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra bir de onlar için dua ederek, Allah’tan onlara merhamet etmesini iste. Yaşarken ya da öldükten sonra da onlar için dua et. Çünkü amel defteri kapanmayan bir kısım insan da arkasında ona dua edecek hayırlı bir evlat bırakanlardır. “Kalplerinizdekini en iyi bilen rabbinizdir. Eğer iyi olursanız bilesiniz ki Allah kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.” İsrâ-25 İnsanı yaratan Allah’tır ve yaratıcı yarattığının her halinden haberdar olur. Şöyle düşünün, siz kendi başınıza bir yer inşa ettiniz. İnşa ettiğiniz yerin içinde nelerin olduğunu bilmez misiniz? Elbette bilirsiniz. Bila teşbih, Allah da insanı inşa edendir. Kalbi yaratan Allah’tır, düşünceleri yaratan Allah’tır. Dolayısıyla kendi yarattığı bir mahlûkun içinden geçirenleri bilmez mi? Haşa… “Allah kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.” Allah merhamet edenlerin en merhametlisi ve bağışlayanların en iyisidir. Ayetin sonunda tam olarak bu mesaj veriliyor; eğer siz Allah’a yönelir, O’nun istediği gibi yaşar ve hayatınıza O’nun istediği doğrultuda çeki düzen verirseniz O da sizi affeder çünkü O, çok bağışlayandır… “Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma!”, “Çünkü savurganlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür.” İsrâ-26-27 Allah insanın dünyadaki sorumluluğunu sadece kendi yaşantısı ile sınırlı bırakmamıştır. İnsan, kendine karşı sorumlulukları olmakla birlikte yaşadığı topluma karşı da bir takım sorumluluklarla sorumlu tutulmuştur. Akrabaya yardım etmek, Müslüman bir insanın en temel görevlerinden biridir. “Sıla-i Rahim” olarak da bilinen akraba ilişkileri, sadece onları ziyaret etmekle sınırlı değildir, ihtiyaçları olduğu zaman onlar için elden geleni yapmak, hastalandıklarında ziyaret etmek, düğünlerinde davetlerine icabet etmek, cenazelerinde tüm gerekli yardımı sağlamak da bir haktır ve akrabadan sonra yoksul ile yolculara da hakkını vermeyi de emreder. Çünkü onlar da toplumun birer parçalarıdır ve bize verilen geniş nimetlerde ve zenginliklerde onların da payı vardır. Dolayısıyla elimizde olan nimetleri istediğimiz gibi gereksiz yere saçıp savurmaya hakkımız yoktur. Elimizdeki nimet üzerinde hakkı olan yoksul ve yolculara da haklarının tam olarak verilmesi gerekir. “Çünkü savurganlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür.” İsrâ-27 Allah yukarıda vermiş olduğu son emrinden sonra savurganlığın kime has bir özellik olduğunu söyleyerek insanları uyarmaktadır. “Savurganlar şeytanların dostlarıdır” ancak şeytan dostları savurganlık yaparlar ve eğer biz Allah katında “şeytanın dostu” olarak anılmak istemiyorsak, akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını vermek zorundayız ve savurganlık yapmaktan uzak durmak zorundayız. “Zira şeytan Rabbine karşı çok nankördür.” Yani eğer biz savurganlık yaparsak ve Allah’ın emrettiği şekilde hayatımıza çeki düzen vermezsek o zaman biz de Şeytanın durumuna düşer ve Rabbimize karşı nankörlük etmiş oluruz. İsrâ Suresi 23-29. Ayetlerde verilen mesajlar bunlarla sınırlı değil. Ayetler devam ediyor, inceleyelim. “Eğer sen kendin dahi rabbinden umduğun bir lutfu beklemek durumunda ihtiyaç içinde olduğun için onlara ilgi gösteremiyorsan, hiç değilse kendilerine rahatlatıcı bir söz söyle!” İsra-28 Allah insana kaldıramayacağı bir sorumluluğu yüklemez. Evet, anne-baba, Allah’ın onlara bahşettiği merhamet duygusundan dolayı yemeyip-yedirseler de, içmeyip-içirseler de Allah yine de evlada taşıyamayacağı yükü yüklemiyor. İsra Suresi 28. Ayette mesaj vererek, eğer hiçbir maddi gücün yoksa onlara iyilik yapabilecek durumda değilsen, elin ayağın tutmuyorsa ve gerçekten kendin de yarıma muhtaç isen yine de onlar için bir iyilik yap ve onlara rahatlatıcı söz söyle. Nitekim Peygamber Efendimiz “Güzel söz sadakadır” buyurmaktadırlar. Yani insanın maddi olarak anne-babasına, akrabalara, yolcu ve yoksullara verebileceği bir şeyi yoksa da kişinin sadaka yerine geçen güzel söz söylemesi gerekir. Sayılan bu kişilerle karşılaştığında ya da onlarla birlikte iken maddi ve manevi sıkıntılarına derman olacak veya en azından sıkıntılarını giderecek güzel söz söylemesi de Allah’ın insana yüklediği bir sorumluluktur. İsra Suresi 23-9. Ayetlerde verilen mesajın son ayetinde ise Allah insanlara nasihatte bulunuyor. “Eli sıkı olma, ölçüsüzce eli açık da olma; sonra kınanacak, kendi kendine hayıflanacak duruma düşersin!” “Eli sıkı olmak” cimriliktir, var olduğu halde harcamamak, yardım etmemektir. Allah cimrileri sevmez ve bir hadis-i şerifte Efendimiz “Cimri Cennete giremez” buyurmaktadır. Eli sıkı olmanın zıddı ise “ölçüsüz olmak” yani savurgan olmaktır. Allah her iki durumu da yasaklamıştır. Ne cimri olmak ne de eli sıkı olmak gerekir, ikisi arasında yani “vasat” olmak gerekir. Allah İsra suresi 23-29. Ayetlerde verilen mesajları bu şekilde kullarına iletmektedir. Müslüman bir insan, yaratıcısının emrettiği her şeyi elinden geldiğinde yapmak ile mükelleftir ve ayetlere dikkat edilirse hiçbir mesaj, insanın yapamayacağı zorluklarda değildir zira Allah Bakara Suresi 286. Ayette "Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden öte yük yüklemez” buyurmaktadır. Verilen mesajlar incelendiğinde de Allah’ın insana ağır yükler yüklemediği, kaldırabileceği, kaldıramayacağı durumlarda ise kolaylaştırıcı yöntemleri göstermiştir.

isra 36 ve mülk 27 ayetlerinin vermek istediği mesajlar