isra suresi 36 ayet ve mülk suresi 23 ayetlerin meali
HicrSuresi Türkçe Meali 1. Sayfa. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hicr Suresi 23. Ayet Tefsiri. Hicr Suresi 29-35. Ayet Tefsiri. Hicr Suresi 36
Bu beş ayet şunlardan ibarettir: İsra Suresi ayet / 88; Yunus Suresi ayet / 38; Hud Suresi ayet / 13; Tur Suresi ayet / 33 ve 34; Bakara Suresi ayet / 23; ↑ Gazizade، «Berresiyi Seyri Nüzuliyi Tahaddi der Ayat-i Kur'an»، s 200. ↑ Sultani Biberami, Raz-i Tahaddihayi Kur’an ez Menzer-i Üstat Misbah، s 87.
Ayetel Kürsi okunuşu: Ayetel Kursi duası Arapça yazılışı ve Türkçe anlamı ile meali, tefsiri, faziletleri (Bakara Suresi 255. ayet) 02.06.2022 19:46 | Son Güncelleme: 02.06.2022 19:49
111FETİH SÛRESİ Adını 1. âyetteki قتح [feth] sözcüğünden ve bu sûrenin ana konusu olan Mekke’nin fethinden alan sûrenin, Medîne döneminde 111. sırada indiği kabul edilir. Târih kayıtlarına göre bu sûre, hicret’in 6. yılında Hudeybiye Barış Antlaşması sonrasında Medîne’ye dönüşte inmiştir.
Kudüs'teki Givat Mordechai adlı mahallede bulunan, 20. yüzyılın ortalarından kalma ''İsrail'in 12 Kabilesi'' adlı mozaik. Milattan önceki farklı yıllara ait olan bazı İsraillilerin tasvirleri. On Emir 'i alan Musa tablosu ( Rembrandt ) Bakara Suresi'nin girişi (Asya Medeniyetleri Müzesi, Singapur ) Antik Mısır. İsrailoğulları.
Site De Rencontre Handicap 100 Gratuit. Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Vaḣfid lehumâ cenâha-żżulli mine-rrahmeti vekul rabbi-rhamhumâ kemâ rabbeyânî saġîrânİkisine karşı da merhametle kanatlarını indir, mütevazı ol ve ya Rabbi de, onlar, çocukluğumda beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse sen de onlara öylece merhamet et. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanadını ger ve de ki "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl şefkatle terbiye ettilerse Sen de onları esirge" diye dua etmeli, hürmet ve şefkat göstermelidir.İkisine karşı da merhametle kol kanat ger, mütevazi ol ve ya Rabbi de “Onlar çocukluğumda beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse, sen de onlara öylece merhamet et!”İkisine de, şefkatle, tevazu ile kol kanat ger. “Rabbim, onların, beni, küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi sen de, onlara merhametinle muamele et” acıyarak alçakgönüllük kanadını indir ve "Ey Rabbim! Onlar beni küçükken eğittikleri gibi sen de onlara merhamet et" acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki 'Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge.'İkisine de acıyarak tevazu kanadını indir ve şöyle de “-Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken terbiye edip yetiştirdikeri gibi, sen de kendilerine merhamet et.”Şefkatten gelen alçakgönüllülük kanadını onlara ger ve “Ey Rabbim! Onlar beni küçük iken büyüttükleri gibi, Sen onlara rahmet et” alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!”[286][286] Tevhîd inancı ve ana-baba hakkı konusunda geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 225-230; XIV, 418-422; XVII, de esirgeyerek alçak gönüllülükle kanad açın onlara, Tanrım! Onlar beni nice büyüttülerse, sen de yarlığa kıl onlara» diye dua edesinOnlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki “Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!”Ânlara karşu mütevâzı’ ve rahîm ol ve Allâh’a "Yâ rabbî bunlar benim küçüklüğümde bana bakdılar, ânlara merhamet it" diyu du’â acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki “Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.”Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et!» diyerek dua merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger ve de ki, "Rabbim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et."İkisine de merhametten döşenerek kanad indir ve de ki rabbım! İkisine de merhamet buyur, beni küçükken terbiye ettikleri gibiVe merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki “Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et.”Onlara acıyarak tevaazu kanadını yerlere kadar indir ve Yârab, Onlar beni çocukken nasıl terbiye etdilerse Sen de kendilerini öylece esirge» onlara merhametinden alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki “Rabbim!Onlar beni küçük iken nasıl merhamet edip yetiştirdilerse, sen de onlara öylemerhamet eyle!”Onlara merhamet kanatlarını açarak koru ve onlar için “Rabbim, onların küçükken beni şefkatle yetiştirip eğittikleri gibi, sende onlara şefkat ve merhamet et” acı da alçak gönüllülüğünün kanatlarını yerlere kadar indir. Şöyle de "Çalabım! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, Sen de onları öyle esirge."23, 24. Rabbin kat/î olarak hükmetti Ancak, O/na tapın, analarınıza, babalarınıza iyilik edin, şayet gerek yalnız biri, gerek ikisi birden yanında [¹] kocarsa sakın onlara — Of, aman» deme [²] yüzlerine bağırma [³], onlara tatlı söz söyle, onlara karşı acıyarak [⁴], tezellül ve tevazu kanadını aç da de ki — Yâ Rab! Onlar beni küçük yaşımda iken merhametle besledikleri gibi [⁵] sen de şimdi onlara öyle merhamet et.[1] Eline baktıkları sırada.[2] Bıkıp usandığını gösterme.[3] Veya katı sözler ile onları menetme.[4] Âr'dan korkarak değil.[5] Veya büyüttüklerinden ... Devamı..Onlara merhamet ederek tevazu kanatlarını ger ve de ki “Rabbim o ikisi tıpkı beni küçükken şefkatle terbiye edip yetiştirdikleri gibi, Sen de o ikisine rahmetinle muamele eyle!”Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse, sen de onları esirge.”Onlara, en içten şefkat ve alçak gönüllülük duygularıyla kol kanat ger ve “Ey Rabb’im, onlar beni çocukluğumda nasıl büyütüp yetiştirdilerse, sen de onlara öylece merhamet et!” diye onlar için duâ et. Onlara Rahmet’ten Kol-Kanat ger! De ki -“Rabbim! Beni küçükken terbiye ettikleri / eğittikleri gibi onlara merhamet et!”.Onlara , kol kanat ol, sevgi ile yaklaş. " Ya Rab! Küçükken nasıl beni bağırlarına bastılarsa sen de onları kucakla " diye dua merhametle yaklaş “Rabbim! Onlar beni küçüklüğümde nasıl bakıp büyütmüşlerse; şimdi bana da onlara bakma gücü ver!” diyerek dua et!Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler özenle büyüttüyseler, şimdi sen de onlara merhamet et!”Onlara merhamet ederek alçak gönüllülükle kanat ger¹ ve “Ey Rabbim! Onlar, beni küçükken nasıl merhametle terbiye ettilerse Sen de onlara merhamet et.” diye dua et.1 “Alçak gönüllülükle kanat germek,” anne ve babaya şefkatli ve merhametli davranmaktan onlara alçak gönüllüce ve acıyıp-esirgeyerek kol-kanat geresin; ²⁸ ve “Ey Rabbim!” diyesin, “Onların beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle!”28 Lafzen, “onlar için acıma-esirgemeyle rahmet tevazu/alçak gönüllülük kanadını indiresin” kuşun yuvadaki yavruları üzerine şefkat ve esirgemeyle ... Devamı..Dahası onlara şefkatle tevazu kanadını ger ve şöyle dua et “Rabbim, onlar küçükken nasıl beni merhametle besleyip büyüttülerse şimdi de sen onları merhametinle kolla! 19/14Dahası, o ikisine alçakgönüllü davranarak merhametle kol-kanat ger ve de ki “Rabbim, o ikisi beni küçüklüğümde sevgiyle görüp gözettikleri gibi, sen de onları merhametinle kolla!”[²²⁵¹][2251] Tevhid ile vahdet aynı pasajda işlenmiştir. Biri akideyi, diğeri toplumu ayakta tutar. Tüm sosyal kıyametlerin temelinde aile bağlarının çözülm... Devamı..Ve ikisi için merhametten tevazu kanadını indir ve de ki Yarabbi! İkisine de merhamet buyur. Nasıl ki, onlar beni çocuk iken besleyiverdiler.»Şefkatle, tevazu ile onlara kol kanat ger ve şöyle dua et “Ya Rabbî, onlar küçüklüğümde nasıl beni ihtimamla yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur! ”Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, onlara karşı alçak gönüllü ol ve "Ey her varlığı terbiye edip yetiştiren Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl acıyıp yetiştirdilerse sen de bunlara öyle acı!" rahm ve şefkat ile tevâzu' göster "Yâ Rabbî beni küçük iken besledikleri gibi onlara merhamet buyur" merhamet kanatlarının altına al. De ki “Rabbim! Küçükken onlar bana nasıl iyilikte bulundularsa sen de onlara o şekilde iyilikte bulun.”Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et “Rabbim, onların küçükken bana merhametle muamele ettikleri gibi şimdi de sen onlara merhamet et.”Onları esirgeyerek tevazu kanadını ger ve de ki “Rabbim, onlar beni küçüklüğümde nasıl yetiştirdilerse, Sen de onlara öylece merhamet et.”Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi."daħı yumşaķ eyle ol ikiye ħorlıķ yanın esirgemekden ötürü daħı eyit “iy çalabum! raḥmet eyle nite kim bislediler beni giçi iken.”Daḫı aşaġa eyle anlar‐çun miskinlik ḳanadını şefḳatden ve eyit İy Çala‐bum, raḥmet eyle ikisine, nite kim beni bislediler kiçi‐y‐ hər ikisinə acıyaraq mərhəmət qanadının altına salıb “Ey Rəbbim! Onlar məni körpəliyimdən nəvazişlə tərbiyə edib bəslədikləri kimi, Sən də onlara rəhm et!” – lower unto them the wing of submission through mercy, and say My Lord! Have mercy on them both as they did care for me when I was out of kindness, lower to them the wing2205 of humility, and say "My Lord! bestow on them thy Mercy even as they cherished me in childhood."22062205 Cf. 1588 and n. 2011, and 26215. The metaphor is that of a high-flying bird which lowers her wing out of tenderness to her offspring. There is ... Devamı..
1. Kulu Muhammed’i geceleyin, Mescid-i Haram’dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid- i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O’dur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 2. Musa’ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 3. Ey Nuh’la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 4. Biz İsrailoğulları’na Tevrat’ta şu hükmü verdik Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 5. Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 6. Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 7. Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyt- i Makdis’e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 8. Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 9. Şüphesiz ki bu Kur’ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 10. Ahirete inanmayanlara da can yakıcı bir azab hazırlamışızdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 11. İnsan, hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder. İnsan pek acelecidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 12. Biz geceyi ve gündüzü varlığımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden bir lütuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip yerine eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz her şeyi uzun uzadıya anlattık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 13. Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 14. Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!» deriz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 15. Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 16. Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklılarına emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 17. Hem Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını bilmek ve görmekte Rabbin yeter. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 18. Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve rahmetimizden kovulmuş olarak oraya girer. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 19. Kim de ahireti isterse ve mümin olarak kendine yaraşır bir çaba ile onun için çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 20. Hepsine; dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 21. Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 22. Allah ile birlikte başka bir ilâh edinme! Yoksa kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 23. Rabbin kesin olarak şunları emretti Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara öf» bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 24. İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 25. Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 26. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 27. Çünkü malını saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 28. Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet rızık için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 29. Elini boynuna asıp bağlama cimri olma, hem de onu büsbütün açıp saçma israf etme; aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 30. Gerçekten senin Rabbin, kullarından dilediğinin rızkını genişletir ve dilediğini kısar. Şüphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her şeyi görendir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 31. Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 32. Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 33. Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona dinin kendisine verdiği yetki ile yardım olunmuştur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 34. Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 35. Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 36. Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 37. Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 38. Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 39. İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın Allah’la beraber başka bir ilâh uydurma. Aksi halde kötülenmiş ve Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 40. Rabbiniz, size oğulları tahsis etti de, kendisi meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 41. Biz, bu Kur’ân’da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde ikaz ve ihtarı açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 42. Ey Muhammed! De ki Eğer dedikleri gibi Allah ile birlikte ilâhlar olsaydı, o zaman bu ilâhlar Arş’ın sahibine bir yol ararlardı.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 43. Allah, onların dediklerinden çok münezzeh ve çok yüksek, hem pek büyük bir yükseklikle yücedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 44. Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 45. Sen Kur’ân’ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 46. Ve kalblerinin üzerine, Kur’ân’ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Rabbini Kur’ân’da bir tek olarak andığın zaman da ürkerek arkalarına döner kaçarlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 47. Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» dediklerini biz çok iyi biliriz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 48. Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 49. Bir de onlar dediler ki Biz, bir kemik yığını olduğumuz ve ufalanıp toz olduğumuz vakit mi, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 50. De ki İster taş olun, ister demir...» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 51. İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.» Onlar Bizi kim tekrar diriltecek?» diyecekler. De ki Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi.» Sana başlarını sallayarak Ne zamandır bu.» diyecekler. De ki Yakın olması gerekir!». Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 52. Allah sizi çağıracağı gün, tam bir hürmetle onun emrine koşacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir müddet kaldınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 53. Mümin kullarıma söyle de kâfirlere en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 54. Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 55. Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud’a da Zebur’u verdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 56. De ki Allah’tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 57. Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O’nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 58. Hiç bir şehir halkı yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap’ta Levh- i Mahfuzda yazılıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 59. Bizi, âyetler mucizeler ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd’a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi. Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 60. Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır.» İsrâ gecesi sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur’ân’da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 61. Yine unutma ki Bir vakit meleklere Âdem’e secde edin» demiştik. İblis’ten başka hepsi secde ettiler. O ise Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?» demişti. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 62. Yine İblis dedi ki Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 63. Allah buyurdu ki Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 64. Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun.» Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 65. Doğrusu benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 66. Rabbiniz, lütfundan nasib arayasınız diye, sizin için denizde gemileri yürüten kudret sahibidir. Şüphesiz O, size çok merhametlidir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 67. Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah’tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 68. Denizden karaya çıktığınızda O’nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga gördermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 69. Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 70. Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 71. Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 72. Her kim bu dünyada manen kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 73. Ey Muhammed! Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 74. Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 75. O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 76. Ey Muhammed! Yakında seni yurdundan çıkarmak için, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 77. Bu, senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlerimiz hakkındaki sünnetimizdir. Bizim sünnetimizde herhangi bir değişme göremezsin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 78. Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar belirli vakitlerde gereği üzere namazı kıl, bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında, gece ve gündüz melekleri hazır bulunur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 79. Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur’ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmud’a şefaat makamına göndermesi kesindir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 80. Ey Muhammed! De ki Rabbim! Beni, takdir ettiğin yere gönül rahatlığı ve huzur içinde koy ve çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından yardım edici bir kuvvet ver.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 81. Ey Muhammed! De ki Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 82. Biz Kur’ân’dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 83. Biz insana nimet verdiğimiz zaman, Allah’ı anmaktan yüz çevirip uzaklaşır. Ona fenalık dokununca da ümitsizliğe kapılır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 84. De ki Herkes bulunduğu hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 85. Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 86. Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bize karşı kendine bir vekil koruyucu bulamazsın. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 87. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak biz bunu yapmadık. Gerçekten O’nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 88. Ey Muhammed! De ki Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 89. Yemin olsun ki biz bu Kur’ân’da insanlar için çeşitli misaller vermişizdir. Yine de insanların çoğu inkârlarında ısrar ederler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 90. Kâfirler şöyle dediler Sen, bizim için yerden suyu kesilmeyen bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 91. Veyahut hurmalıklardan ve üzümlüklerden senin bir bahçen olsun da ortasından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 92. Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah’ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 93. Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın. Ona çıktığına da asla inanmayız. Ta ki bize, okuyacağımız bir kitap indiresin.» De ki Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 94. Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber gelince, insanların iman etmelerine engel olan sebep sadece Allah bir insanı mı Peygamber gönderdi?» demeleridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 95. Ey Muhammed! Mekkelilere şöyle de Eğer yeryüzünde huzur içinde yürüyüp duran melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek indirirdik.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 96. De ki Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarının yaptığından haberdardır, yaptıklarını çok iyi görendir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 97. Allah kime hidayet verirse, o doğru yoldadır. Kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık bunlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı bulamazsın. Ve biz, o kâfirleri kıyamet günü kör, dilsiz ve sağır oldukları halde, yüzleri üstü sürünerek haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir; ateşi dindikçe onun ateşini artırırız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 98. Bu onların cezasıdır! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve Sahi bizler, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla diriltilmiş olacağız?» demişlerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 99. Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kendilerinin aynı olan insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de ısrar ederler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 100. Ey Muhammed! De ki Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, fakirlik korkusunu yine de elden bırakmazdınız.» Doğrusu insan çok cimridir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 101. Andolsun biz Musa’ya apaçık dokuz mucize verdik. Ey Peygamber! İsrailoğullarına sor, Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona Ey Musa! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum» demişti. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 102. Musa dedi ki Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 103. Derken Firavun, Musa’yı ve İsrailoğullarını Mısır’dan sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 104. Arkasından İsrailoğullarına şöyle dedik Firavun»un sizi çıkarmak istediği arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi kıyamet geldiği vakit, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 105. Biz bu Kur’an’ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 106. Sana Kur’ân’ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye kısımlara ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 107. Ey Muhammed! De ki İster ona Kur’ân’a inanın, ister inanmayın; o daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 108. Ve derler ki Rabbimizi tenzih ederiz. Şüphesiz ki Rabbimizin vaadi gerçekleşir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 109. Ve ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de bu Kur’ân’ı işitmek onların Allah’a teslimiyetlerini daha da artırır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 110. Sen onlara de ki İster Allah» deyin, ister Rahmân» deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O’nundur.» Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 111. Ve şöyle de Hamd o Allah’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio ۞ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ Heyhâte heyhâte limâ tûadûntûadûne. “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!” Türkçesi Kökü Arapçası heyhat ne kadar uzak هَيْهَاتَ heyhat ne kadar uzak هَيْهَاتَ şey لِمَا size va’dedilen و ع د تُوعَدُونَ Diyanet İşleri Başkanlığı “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!” Diyanet Vakfı Bu size vaâdedilen öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan çok uzak!» Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Heyhat, o vadolunduğunuz şey ne kadar uzak! Elmalılı Hamdi Yazır Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!» Ali Fikri Yavuz O korkutulduğunuz şey azab ne uzak, ne uzak! olur şey değil. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Heyhât o va´dolunduğunuz şey ne kadar uzak Fizilal-il Kuran Heyhat, heyhat! Gerçekten ne kadar uzak bir korkutmadır bu! Hasan Basri Çantay Tehdîd olunageldiğiniz o şey ne kadar uzak, ne kadar uzak»!. İbni Kesir Vaad edildiğiniz şey ne kadar uzak, hem de ne kadar uzak. Ömer Nasuhi Bilmen Ne uzak, ne uzak o vaad olunduğunuz şey.» Tefhim-ul Kuran Heyhat, size va´dedilen şeye heyhat...»
❬ Önceki Sonraki ❭ وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۚ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًا Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardınca gitme; çünkü kulak, göz, gönül; bunların her biri ondan sorumludur. Meallere göre İsrâ Suresi 36. Ayet Tüm Mealler İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal İsrâ 36 Diyanet İşleri Başkanlığı İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır İsrâ 36 Ali Fikri Yavuz İsrâ 36 Diyanet Vakfi İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır Sade İsrâ 36 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 İsrâ 36 Fizilal-il Kuran İsrâ 36 Hasan Basri Çantay İsrâ 36 İbni Kesir İsrâ 36 Ömer Nasuhi Bilmen İsrâ 36 Tefhim-ul Kuran İsrâ 36 Kuran Yolu İsrâ 36
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Velekad kerramnâ benî âdeme vehamelnâhum fî-lberri velbahri verazaknâhum mine-ttayyibâti vefaddalnâhum alâ keśîrin mimmen ḣalaknâ tafdîlânAndolsun ki biz Âdemoğullarını üstün ettik,karada suda taşıdık onları, tertemiz şeylerle rızıklandırdık onları ve yarattıklarımızın çoğundan üstün ettik onları. Doğrusu Biz, Ademoğlunu kerametli kıldık; değerli ve şerefli konumda yarattık. Böylece insanları çok özel bir ikrama ve iltifata mazhar yaptık. Karada, havada ve denizde kolaylıkla taşıdık en rahat vasıtalarla gezip dolaşacak imkânlar sağladık, en temiz ve leziz nimetlerle rızıklandırdık, ve yarattıklarımızın pek çoğundan faziletli ve üstün ki, biz ademoğullarını üstün ve saygıdeğer kıldık. Karada ve denizde onların ulaşımını sağladık, tertemiz şeylerle onları rızıklandırdık ve yarattıklarımızın pek çoğundan da üstün ettik ki, biz Âdemoğulları'nı asâletli, şerefli ve saygıya lâyık kıldık, ikrama lâyık gördük. Karada ve denizde onlara ulaşım imkânları sağladık. Onlara helâlinden, temizinden ve sağlıklısından rızık ve servetler verdik. Lütufta bulunarak onları yarattığımız birçok varlıklardan gerçekten üstün biz, Adem oğullarını yücelttik. Onları karada ve denizde bineklerle ve araçlarla taşıdık. Temiz şeylerle rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde çeşitli araçlarla taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan üstün biz, Âdemoğullarını diğer hayvanlar üzerine üstün kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve onlara hoş rızıklar verdik. Kendilerini, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine üstün Biz Âdemoğullarını mükerrem kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık, nice güzel şeyler ile onları rızıklandırdık. Ve yarattıklarımızın çoğundan onları üstün biz Âdemoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün Ademoğlunu onurlu kıldık, denizde, karada biniti i yaptık, azık verdik arı olan şeylerden, yaratmış olduğumuz şeylerin birçoğuna büsbütün onları kıldık üstünAndolsun ki biz, Âdemoğlunu pek çok meziyetlerle donatarak üstün konuma getirdik. Ona karada ve denizde çeşitli araçlarla yolculuk yapma imkânı bahşettik. Onu tertemiz besinlerle rızıklandırdık ve onu yarattığımız akıllı varlıkların pek çoğundan üstün burada insanoğluna bir hatırlatma yapıyor “Diğer canlılardan çok daha farklı meziyetlerle donatıldın, ulaşım konusunda hiçbir canlıya lütfedilm... Devamı..Benî Âdem’i sâir hayvânâta tekrîm itdik. Karada ve denizlerde gezdirdik tagdiyeleri içün gâyet nefîs erzâk ihsân itdik ve halk itdiğimiz bir çok mahlûkâta nazaran büyük bir fâikiyet olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.*Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, çeşitli nakil vasıtaları ile karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık. Görüldüğü gibi bu âyette Allah Teâlâ, insanoğluna lütuf ve ikramının bir özetini vermekte ve onun âlemdeki özel yerine işaret etmektedir. Müfessirler... Devamı..Adem oğullarına onur verdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları güzel nimetlerle besledik. Yarattıklarımızın bir çoğundan daha üstün kıldıkAndolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün hakkı için biz benî ademi tekrîm ettik karada ve denizde binidlere yükledik ve hoş hoş ni'metlerden besledik, yarattıklarımızdan çoğunun üzerine geçirdikAnt olsun ki insanoğlunu kerem¹ sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları, yarattıklarımızın birçoğuna üstün kıldık. 1- Şeref/onur sahibi kıldık. Andolsun ki biz Âdem oğullarını üstün bir izzet ve şerefe mazhar kılmışızdır. Onlara karada, denizde taşıyacak vaasıtalar verdik, onlara güzel güzel rızıklar verdik, onları yaratdığımızın bir çoğundan cidden üstün hakkı için biz, Âdemoğullarını şerefli kıldık; onları karada ve denizdeçeşitli nakil vâsıtaları üzerinde taşıdık; onları temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğuna fazîletli tutarak üstün kıldık.1Âdemoğluna hep cömert davrandık. Onları karada ve denizde biz taşıdık ve tertemiz rızıklarla onları rızıklandırdık. Yarattıklarımızdan pek çoğundan onları üstün olsun ki Biz Ademoğullarını yüce kıldık. Onları karada, denizde taşıttık. Onlara azıkların en güzellerini verdik. Onları üstün olarak yarattıklarımızın bir çoğundan da üstün kıldık.* Biz Âdem oğullarını şerefli kıldık. Onları denizde, karada taşıttık. Kendilerine pâk şeylerden rızk verdik [³]. Onları yarattığımız mahlukatın çoğundan bütün bütün üstün tuttuk.[3] Yani hepsini Âdem oğulları için biz Âdemoğlu’nu yüce/şerefli [kerremnâ] kıldık. Onların karada ve denizde ulaşımlarını sağladık/taşıdık. Kendilerini güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattığımızın birçoğundan üstün biz Âdemoğlunu yücelttik, onları karada ve denizde çeşitli araçlarla taşıdık, temiz güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğundan fazlasıyla üstün Biz, Âdemoğlunu bir çok meziyetlerle donatarak öteki bütün canlılardan, hattâ meleklerden bile üstün konuma getirdik; ona havada, karada ve denizde yolculuk yapma imkân ve yeteneğini bahşettik; onu tertemiz nîmetlerle rızıklandırdık ve yarattığımız varlıkların pek çoğundan üstün kıldık. O hâlde, bütün bunlara rağmen, insanın Allah’tan başkalarına kulluk etmesi, nankörlük ve cehâletin doruk noktası değil midir? Ve böyle bir nankörlüğün cezası, Hesap Gününde hüsrana uğramaktan başka ne olabilir?And olsun, Âdem’in oğullarına cömertce verdik! Onları Kara’da ve Deniz’de taşıdık; Temizler’den rızıklandırdık. Yarattıklarımızdan birçoğuna onları belirgin üstün insanoğluna değer verdik. İnsana, karada ve denizde yollar açtık. Sağlıklı besin maddeleri sağladık. İnsanoğlunu, yarattığımız bir çok akıllı varlığın kat kat üstüne insanoğluna akıl, muhakeme, yeryüzünde yaşarken dilediklerine sahip olabilme imkânı verdik. İnsanı şan ve şeref sahibi kıldık. Onlara yaratılış yasalarımızı keşfetme yetisi vererek karada denizde kolayca taşınmalarını sağladık. Güzel rızıklar vererek yaşamalarını sağladık. Verdiğimiz özelliklerden dolayı insanı diğer varlıklardan üstün kıldık! Buna rağmen inkâr edenler ne yaptılar? Ayetlerimizi okudular mı? Okuyup anlayarak öğüt aldılar mı? Yasalarımıza uyarak doğru yola geldiler mi? Elbette hayır! Çoğu inkâr edenlerden oldu! Paramparça oldular! Her bir topluluk kendine liderler tayin ederek onların peşinden gitti! Yemin olsun ki âdemoğlunu değerli kıldık; onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine tertemiz rızıklar verdik ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. [*]İnsanın [eşref-i mahlukat] olduğu ifadesi bu ayete aykırıdır. Bu ayet Bakara 2136, 253, 286; Âl-i İmrân 384 ve Nisâ 4152. ayetlerle okunmalıdır.... Devamı..Yemin olsun Biz Âdemoğlunu şerefli kıldık, onları karada ve denizde çeşitli araçlarla taşıdık, temiz şeylerle rızıklandırdık ve onu yarattıklarımızdan pek çoğuna da üstün Bu âyet; 61. âyetteki iblisin Allah’a karşı insanı hafife alan ifâdesine ŞU Kİ, Biz Âdemoğullarını üstün ve onurlu kıldık; ⁸³ karada ve denizde onların ulaşımını sağladık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın pek çoğundan üstün tuttuk83 Yani, onlara bu bakımdan, kendilerini öteki bütün canlıların ve hatta meleklerin üzerine çıkaran düşünme ve soyutlama yeteneği bahşederek karş. 2... Devamı..And olsun ki biz Âdemoğullarına değer vererek ikramda bulunduk. Karada ve denizde onlara ulaşım imkânları sağladık, temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırdık. Böylece onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık. 14/32...34, 17/61-62, 31/29-30Ama doğrusu Biz Âdemoğluna kat kat ikram ederek[²³⁰³] onu üstün ve şerefli kıldık.[²³⁰⁴] Karada ve denizde onlara ulaşım imkânı sağladık. Temiz ve helâl besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün tuttuk.[²³⁰⁵][2303] İşareten Yokluktan varlığa getirerek, varlık içinde can vererek, canlılar içinde ruh üfleyerek, üflenen ruhun içinde akıl, irade ve vicdan ver... Devamı..Andolsun ki, Biz adem-oğullarını mükerrem kıldık ve onları karada ve denizde nakil vasıtalarına yükledik ve onları leziz, temiz şeylerden merzûk ettik ve onları mahlûkatımızdan birçokları üzerine ziyâdesiyle üstün Biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik ve onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık. Bu âyetler, şunu hatırlatmak istiyor “Canlı ve cansız bütün kâinatı, güneş’ten, Ay’dan, yıldızlardan, atmosfer küresinden, topraktan, sudan madenlerd... Devamı..Andolsun biz, Adem oğullarına çok ikram ettik onları karada ve denizde hayvanlar ve taşıtlar üzerinde taşıdık. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün Benî Âdem'i mükerrem kıldık. Onları karada ve denizde bindirdik. Eyi ve helâl şeylerle rızıklandırdık ve onları mahlûkâtımızdan bir çoğı üzerine tafdîl Âdemoğullarına çok değer verdik; karada ve denizde taşıttık; onlara temiz ve lezzetli nimetler verdik; yarattığımız akıllı varlıkların çoğundan da üstün kıldık[*].[*] Buradaki 'men' zamiri akıllı varlıklara gider. Dolayısıyla insanların, meleklerin cinlerin birçoğundan üstünlüğüne işaret ki Ademoğullarını şereflendirdik. Onları karada ve denizde taşıdık. Onları temiz rızklarla rızıklandırdık. Yarattığımız şeylerin çoğuna onları üstün Biz Âdem oğullarına şerefli bir makam verdik; onları karada ve denizde taşıdık; onları hoş ve temiz nimetlerle rızıklandırdık; yarattıklarımızın birçoğundan da onları ziyadesiyle üstün olsun, biz, âdemoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün bayıķ ḥürmetlü eyledük ādem oġlanlarını daħı bindürdük anları yazıda ya'nį yılķılara daħı deñizde ya'nį gemiye. daħı rūzį virdük anlara arulardan. daħı artuķlu eyledük anları çoķ üzere andan kim yarattuķ artuķlu biz kerāmete yitişdürdük ādem oġlanlarını. Daḫı götürdi anlarıḳuruda ve deñizde. Daḫı rızḳ virdük anlara dürlü leẕẕetlü nimetlerden. Daḫıefḍal ḳılduḳ anları çoḳ kimseler üstine, biz yaratduġumuz nesnelerdenefḍal Adəm övladını şərəfli və hörmətli elədik, onları suda və quruda gəmilərə, heyvanlara və başqa nəqliyyat vasitələrinə mindirib sahib etdik, özlərinə cürbəcür ne’mətlərdən təmiz ruzi verdik və onları yaratdığımız məxluqatın çoxundan xeyli üstün etdik. İnsan şüur, nitq qabiliyyəti, gözəl surət, boy-buxun, əllə yemək və s. bu kimi məziyyətlərinə görə həmişə Allaha şükür edib yalnız Ona tapınmalı, Rəbbinə heç bir şərik qoşmamalıdır!Verily We have honoured the children of Adam. We carry them on the land and the sea, and have made provision of good things for them, and have preferred them above many of those whom We created with a marked have honoured the sons of Adam; provided them with transport on land and sea; given them for sustenance things good and pure; and conferred on them special favours, above a great part of Our Creation.22652265 The distinction and honour conferred by Allah on man are recounted in order to enforce the corresponding dudes and responsibilities of man. He is... Devamı..
isra suresi 36 ayet ve mülk suresi 23 ayetlerin meali