inne haza le rizkuna ma lehu min nefad

Ma nensah min ayetin ev nünsiha ne'ti bi hayrim minha ev misliha* e lem ta'lem ennellahe ala külli şey'in kadır E lem ta'lem ennellahe lehu mülküs semavati vel ard* ve ma leküm min dunillahi miv veliyyiv ve la nasıyr Em türıdune en tes'elu rasuleküm kema süile musa min kabl* ve mey yetebeddelil küfra bil ımani fe kad dalle sevaes sbil yihve yi men bve yi men li ilahe illi hve vensurni vabfazni vebdini ila seviis 1082 vec'alni mabbuben ve veciben fid dnya ni vec'alni Iii mtteluyne imama* Allabmme esbit aleyye kenefe sitrike vahcbni an halluke ve bul beyni ve beynez zeraya vel belaya ya kef hJ ya ayn sad yi hi mim ayn sin kif kediike ileyke ve ilellezine min kablikellahl İnnehâzâ le rizkunâ mâ lehu min nefed 7 gün boyunca günde 313 kere okuyun. 2. Hafta Okunacak Dua: Ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahrecâ, Ve yerzukhu min haysu lâ yehtesib 7 gün boyunca günde 313 kere okuyun. 3. Hafta Okunacak Dua: Ve zallelnâ aleykümül ğamâme ve enzelnâ aleykümül menne ves selvâ 7 gün boyunca günde Rızık bolluğu için bu ayeti dilinizden düşürmeyin. Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur. İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd (nefâdin). 1 - İmam İskender Ali Mihr: Muhakkak ki bu, gerçekten bizim tükenmez rızkımızdır. 2 - Diyanet İşleri: İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. İnne haza le rızkuna ma lehu min nefad. (Kuşkusuz bu, bitmek tükenmek bilmeyen nimetimizdir.) CUMA SELASI KAÇTA OKUNUYOR? Cuma selası Cuma ezanından ortalama 1 saat önce okunmaktadır. Site De Rencontre Handicap 100 Gratuit. 1. Sad, zikir sahibi, şanlı Kur’an’a and olsun ki. ص ۚ وَالْقُرْآنِ ذِي الذِّكْرِ Sad vel kur’ani ziz zikr 2. İnkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler. بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak 3. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler. Oysa artık kurtuluş zamanı değildi. كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens 4. Aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. İnkârcılar; bu yalancı bir sihirbazdır» dediler. وَعَجِبُوا أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ ۖ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هَٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌ Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab 5. Tanrıları bir tek tanrı mı yapıyor? Bu, cidden tuhaf bir şeydir. أَجَعَلَ الْآلِهَةَ إِلَٰهًا وَاحِدًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey’üy ucab 6. Onlardan ileri gelenler; yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.» وَانْطَلَقَ الْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلَىٰ آلِهَتِكُمْ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُ Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey’üy yürad 7. Biz bunun söylediğini babalarımızın bağlı olduğu son dinde de işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْآخِرَةِ إِنْ هَٰذَا إِلَّا اخْتِلَاقٌ Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak 8. Kur’an, aramızda O’na mı indirilmeliydi?» dediler. Doğrusu bunlar Kur’an hakkında şüphe içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tadmadılar.» أَأُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْ ذِكْرِي ۖ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab 9. Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabb’inin rahmet hazineleri, onların yanında mıdır? أَمْ عِنْدَهُمْ خَزَائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَزِيزِ الْوَهَّابِ Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab 10. Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı, onların elinde midir? Öyle ise sebeplere sarılıp ta göğe yükselsinler de hükümranlığı ele geçirsinler bakalım. أَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ فَلْيَرْتَقُوا فِي الْأَسْبَابِ Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab 11. Onlar derme çatma hiziplerden meydana gelmiş ordudur ki, işte şurada bozguna uğratılmışlardır. جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْأَحْزَابِ Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab 12. Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi ve sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun’da yalanlamıştı. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْأَوْتَادِ Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir’avnü zül evtad 13. Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen kabilelerdir. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَابُ الْأَيْكَةِ ۚ أُولَٰئِكَ الْأَحْزَابُ Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab 14. Hepsi peygamberleri yalanladılar da azabımı hak ettiler. إِنْ كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab 15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler. وَمَا يَنْظُرُ هَٰؤُلَاءِ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak 16. İnkârcılar ise dediler ki; Rabb’imiz! Bizim azab payımızı hesap gününden önce ver.» وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab 17. Ey Muhammed! Onların söylediklerine sabret, kulumuz, Davut’u an. Çünkü o daima Allah’a yönelirdi. اصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُودَ ذَا الْأَيْدِ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab 18. Biz dağları onun emrine verdik. Sabah akşam onunla beraber tesbih ederler. إِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِشْرَاقِ İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak 19. Her taraftan toplanıp gelen kuşları da onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً ۖ كُلٌّ لَهُ أَوَّابٌ Vettayra mahşurah küllül lehu evvab 20. O’nun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, O’na hikmet ve açık, güzel konuşma yeteneği vermiştik. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab 21. Sana davacılarının haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı. وَهَلْ أَتَاكَ نَبَأُ الْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَ Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab 22. Hani Davud’un yanına girmişlerdi de, Davud onlardan korkmuştu. Korkma dediler, biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, adaletten ayrılıp bize zulmetme, bizi doğru yola çıkar.» إِذْ دَخَلُوا عَلَىٰ دَاوُودَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ ۖ قَالُوا لَا تَخَفْ ۖ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَا إِلَىٰ سَوَاءِ الصِّرَاطِ İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba’duna ala ba’dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat 23. Bu kardeşimin doksandokuz dişi koyunu var. Benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken onu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi. إِنَّ هَٰذَا أَخِي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِي فِي الْخِطَابِ İnne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab 24. Davud And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle, sana büyük haksızlık etmiştir. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iyi iş yapanlar bunun dışındadır ki, sayıları ne kadar azdır.» demişti. Davud kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabb’inden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ ۩ Kale le kad zalemeke bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba’duhüm ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab 25. Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır. فَغَفَرْنَا لَهُ ذَٰلِكَ ۖ وَإِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَآبٍ Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unuttuklarından dolayı çetin azab vardır. يَا دَاوُودُ إِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلِيفَةً فِي الْأَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ ۚ إِنَّ الَّذِينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. 27. Göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık, inkâr edenler, kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler, bu onların zannıdır. Vay ateşe uğrayacak inkârcıların haline. وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ الَّذِينَ كَفَرُوا ۚ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِ Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar 28. Yoksa biz iman edip de güzel amel ve hareket edenleri yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yahut Allah’tan korkanları doğru yoldan sapanlar gibi mi sayacağız? أَمْ نَجْعَلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِدِينَ فِي الْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّقِينَ كَالْفُجَّارِ Em nec’alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec’alül müttekıyne kel füccar 29. Ey Muhammed! Bu Kur’an çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsın. كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab 30. Biz Davud’a Süleyman’ı hediye ettik. Süleyman ne güzel kuldu! Doğrusu O daima Allah’a yönelirdi. وَوَهَبْنَا لِدَاوُودَ سُلَيْمَانَ ۚ نِعْمَ الْعَبْدُ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ Ve vehebna li davude süleyman nı’mel abdinnehu evvab 31. Ona bir akşam üstü, çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُ İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad 32. Süleyman, Gerçekten ben at mal sevgisine Rabb’imi anmayı sağladıkları için düştüm» dedi. Atlar koşup toz perdesi arkasından kayboldular. فَقَالَ إِنِّي أَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبِّي حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab 33. Süleyman, Atları bana getirin» dedi. Bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. رُدُّوهَا عَلَيَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْأَعْنَاقِ Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak 34. Andolsun, Süleyman’ı denedik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra O, yine eski haline döndü. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَانَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab 35. Süleyman Rabb’im! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Sen şüphesiz daima bağışta bulunansın» dedi. قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي ۖ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab 36. Bunun üzerine Süleyman’ın buyruğu ile istediği yere kolayca giden rüzgârı emrine verdik. فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ رُخَاءً حَيْثُ أَصَابَ Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab 37. Bina ustalarını ve dalgıçlık yapan şeytanları da emrine verdik. وَالشَّيَاطِينَ كُلَّ بَنَّاءٍ وَغَوَّاصٍ Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas 38. Demir zincirlere bağlı diğer yaratıkları da onun emrine verdik. وَآخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ Ve aharıne mükarranıne fil asfad 39. İşte bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır» dedik. هَٰذَا عَطَاؤُنَا فَامْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab 40. Doğrusu onun, bizim yanımızda yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardı. وَإِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَآبٍ Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 41. Ey Muhammed! Kulumuz Eyyub’u da an. O Rabb’ine Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azab verdi» diye seslenmişti. وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab 42. Biz de ona Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su» dedik. ارْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab 43. Ona bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eş daha bağışladık. وَوَهَبْنَا لَهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُولِي الْأَلْبَابِ Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab 44. Ey Eyyüb Eline bir demet sap al, onunla vur, yeminini bozma» demiştik. Gerçekten O çok sabırlı bir kulumuzdu, daima Allah’a yönelirdi وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِهِ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا ۚ نِعْمَ الْعَبْدُ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı’ mel abd innehu evvab 45. Ey Muhammed! Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an. وَاذْكُرْ عِبَادَنَا إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ أُولِي الْأَيْدِي وَالْأَبْصَارِ Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ülil eydı ve ebsar 46. Biz onları Ahiret yurdunu düşünen, gönülden bağlı kullar yaptık. إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar 47. Onlar bizim yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdir. وَإِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar 48. İsmail’i, Elyas’ı, Zülkifl’i de an. Hepsi iyilerdendir. وَاذْكُرْ إِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّ مِنَ الْأَخْيَارِ Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar 49. Bu bir hatırlatmadır. Korunanlar için güzel bir gelecek vardır. هَٰذَا ذِكْرٌ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَآبٍ Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab 50. Kapıları onlara açılmış, Adn cennetleri vardır. جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْأَبْوَابُ Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab 51. Orada tahtlara yaslanmış olarak çeşitli meyveler ve içecekler isterler. مُتَّكِئِينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab 52. Yanlarında bakışlarını yalnız kocalarına diken kendileriyle yaşıt güzeller vardır. وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab 53. İşte hesap günü için size söz verilen bunlardır. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. Doğrusu, verdiğimiz rızıklar tükenmez. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍ İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Bu böyledir; ancak azgınlara kötü bir gelecek vardır. هَٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّاغِينَ لَشَرَّ مَآبٍ Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehenneme girerler. Orası ne kötü bir konaktır. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمِهَادُ Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve daha başka çeşit çeşit azab vardır. وَآخَرُ مِنْ شَكْلِهِ أَزْوَاجٌ Ve aharu min şeklihı ezvac 59. İnkârcıların ileri gelenlerine işte bu topluluk sizinle beraber gerçeğe karşı direnenlerdir. Onlar rahat yüzü görmesin. Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir» denir. هَٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُو النَّارِ Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Toplulukta bulunanlar ise; Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bizi buraya getiren sizsiniz, ne kötü bir duraktır» derler. قَالُوا بَلْ أَنْتُمْ لَا مَرْحَبًا بِكُمْ ۖ أَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ الْقَرَارُ Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi’sel karar 61. Rabb’imiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır» derler. قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِي النَّارِ Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı’fen fin nar 62. Bize ne oldu ki, dünyada iken kötülerden saydığımız adamları burada niçin görmüyoruz?» derler. وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْأَشْرَارِ Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar 63. Hani onlarla alay ederdik. Yoksa onları gözden mi kaçırdık? أَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْأَبْصَارُ Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar 64. İşte ateş halkının tartışmaları böyledir ve bunlar gerçektir. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ النَّارِ İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar 65. Ey Muhammed! De ki, Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah’tan başka tanrı yoktur. قُلْ إِنَّمَا أَنَا مُنْذِرٌ ۖ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar 66. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb’ı olan Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.» رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar 67. De ki; Bu Kur’an, büyük bir haberdir.» قُلْ هُوَ نَبَأٌ عَظِيمٌ Kul hüve nebün azıym 68. Fakat siz ondan yüz çeviriyorsunuz?» أَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ Entüm anhü mu’ridun 69. Mele-i A’la’da kendi aralarındaki tartışmaları hakkında benim hiçbir bilgim yoktu. مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَإِ الْأَعْلَىٰ إِذْ يَخْتَصِمُونَ Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun 70. Ben gelecek tehlikeleri apaçık uyarıcı olduğum içindir ki, bana vahy olunuyor. إِنْ يُوحَىٰ إِلَيَّ إِلَّا أَنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُبِينٌ İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın 71. Rabb’im Meleklere demişti ki; ben çamurdan bir insan yaratacağım. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ طِينٍ İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn 72. Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin. فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın 73. Meleklerin hepsi birden secde ettiler. فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun 74. Yalnız İblis secde etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. إِلَّا إِبْلِيسَ اسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın 75. Allah Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden mi oldun?» قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالِينَ Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın 76. İblis Ben ondan üstünüm. Beni ateşten yarattın. Onu çamurdan yarattın» dedi. قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ ۖ خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn 77. Allah Çık oradan sen artık kovulmuş birisin. قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ Kale fahruc minha fe inneke racım 78. Ceza gününe kadar lanetim senin üzerinedir» dedi. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın 79. İblis Ey Rabbim! O halde tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver!» dedi. قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb’asun 80. Allah Haydi sana mühlet verildi. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ Kale fe inneke minel münzarın 81. O belli vaktin gününe kadar.» إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ İla yevmil vaktil ma’mum 82. İblis senin izzet ve şerefine andolsun ki, onların tümünü azdıracağım» dedi. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn 83. Yalnız onlardan ihlas sahibi kullar hariç.» إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn 84. Allah İşte bu doğrudur. Ben gerçeği söylüyorum. قَالَ فَالْحَقُّ وَالْحَقَّ أَقُولُ Kale fel hakku vel hakka ekul 85. Sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım» dedi. لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn 86. Ey Muhammed! De ki; Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, kendimden bir şey teklif edenlerden de değilim.» قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ Kul ma es’elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın 87. Bu Kur’an, alemler için bir öğüttür. إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ İn hüve illa zikrul lil alemın 88. Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra gayet iyi anlayacaksınız. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ Ve le ta’lemünne nebeehu ba’de hıyn 23-04-13, 0126 1 Kurucu Üyelik tarihi 12-02-13 Mesajlar Zengin Olmak İçin Dua Burada yazılı ayet-i kerimeleri ve duasını ramazan ayının son cumasında imam minberde iken bir kağıda yazıp muşambaladıktan sonra üzerinde taşıyan ve bu duayı da her nün yedi kere okurtıayı vird edinen kimseyi Cenahı Hakk, o sene içerisinde mutlaka zenginler sırasına kor, mal ve emlakini artırır. Hiç ümit etmediği yerlerden kendilerine boî kazanç ve nzık kapılan açılır, Her tuttuğu iş daima kârla biter, zengin olmak için dua Bismillâhirrahmânirrahıym* Küllemâ dehale aleyhâ zekeriyyel mıhrâbe vecede indehâ rizkan kale yâ meryemu ennâ leki hazâ* kâlet hüve tnin ındillâh* innellâhe yerzüku men yeşâü bi gayri hısâb* Ve fıs semai rizkukünı ve mâ tûadun* Ve ezzin fin nâsi bil hacri ye’tûke rical en ve ala külli dâmirîn ye’tîne inin killli feccin amîkın li yeşhedû menâfla lehüm* Vallahi! yerzüku men yeşâü bi gayri hısâb* Sümmed’uhünne ye'tîneke sa’yâ* İnne hazâ le rizkunâ mâ lehu min nefad* Allâhümme in kâne rizku hâmili kitabî hazâ fis semai fe enzilhii ve in kane fil erdi fe ahrichü ve in kane asîran fe yessirhü ve in kâne kaillen fe kessirhü ve in kâne kesîran fe bârik lehû fîhi bi rahmetike yâ erhamer râhımîn* Bi elfi elfi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azıym* Ve sallellahü alâ seyyidina ve nebiyyinâ ve şefiy’ınâ ve habîbinâ ve hâmînâ ve mevlânâ ve nûri ebsârinâ ve kurrati uyûninâ muhammedin aleyhis salâtü ves selâm* 18-09-14, 1725 2 ÜYE Üyelik tarihi 13-05-13 Mesajlar 2 isyerim var musteri cekmek icin veya ticarette basarı ıcin hangi dualar etkili olur ozellıkle esmai idrisiyeden dualar okuyorum ozellikle 25. ısmi en az 1000 ad okumaya calısıyorum okuyabilecegım baska etkili dualar varmı simdiden tesekkur ederim 18-09-14, 1927 3 Üyelik tarihi 22-10-13 Mesajlar Alıntı gull Nickli Üyeden Alıntı isyerim var musteri cekmek icin veya ticarette basarı ıcin hangi dualar etkili olur ozellıkle esmai idrisiyeden dualar okuyorum ozellikle 25. ısmi en az 1000 ad okumaya calısıyorum okuyabilecegım baska etkili dualar varmı simdiden tesekkur ederim Rızık ve bereket dualarının hepsi çok etkilidir,genelde bereketi arttırmak için inançla yapılacak her uygulama etkili olur.. Cuma günü sela vakti yazılacak karınca duasını dükkana asmak,nurun nübüvvet duasını yazıp asmak,yine kilidi açarken karınca duası okuyup çokça besmele çekmek de etkilidir.... Yani okuduğunuz dua hangisi olursa olsun işyerine bereket getireceğine inanarak okumanız halinde etkisini görürsünüz... bir kağıt paranın üzerine cuma günü sela vaktinde yazıp kasanın içine koyarak üzerine de 124 defa aynı duayı 21 ihlası şerifide okuyup üflemeniz gerekiyor وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ Ve le kad mekkennâküm Fil erdi ve cealnâ leküm Fihâ meâyis kalilem mâ teskürûn Bunlar sadece birkaçı....Pek çok rızık ve bereket duasından da fayda görürsünüz,yeterki inancınızı koruyun,acaba diye kuşkuya kapılmadan uygulayın... 38. SAD SURESİ Bismillahirrahmanirrahim 1. Sad vel kur’ani ziz zikr 2. Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak 3. Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens 4. Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab 5. E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey’üy ucab 6. Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey’üy yürad 7. Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak 8. E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab 9. Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab 10. Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab 11. Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab 12. Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir’avnü zül evtad 13. Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab 14. İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab 15. Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak 16. Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab 17. Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab 18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak 19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab 20. Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab 21. Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab 22. İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba’duna ala ba’dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat 23. İnne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab 24. Kale le kad zalemeke bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba’duhüm ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab 25. Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 26. Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. 27. Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar 28. Em nec’alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec’alül müttekıyne kel füccar 29. Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab 30. Ve vehebna li davude süleyman nı’mel abdinnehu evvab 31. İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad 32. Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab 33. Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak 34. Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab 35. Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab 36. Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab 37. Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas 38. Ve aharıne mükarranıne fil asfad 39. Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab 40. Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab 42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab 43. Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab 44. Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı’ mel abd innehu evvab 45. Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ülil eydı ve ebsar 46. İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar 47. Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar 48. Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar 49. Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab 50. Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab 51. Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab 52. Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab 53. Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve aharu min şeklihı ezvac 59. Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi’sel karar 61. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı’fen fin nar 62. Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar 63. Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar 64. İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar 65. Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar 66. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar 67. Kul hüve nebün azıym 68. Entüm anhü mu’ridun 69. Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun 70. İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın 71. İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn 72. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın 73. Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun 74. İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın 75. Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın 76. Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn 77. Kale fahruc minha fe inneke racım 78. Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın 79. Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb’asun 80. Kale fe inneke minel münzarın 81. İla yevmil vaktil ma’mum 82. Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn 83. İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn 84. Kale fel hakku vel hakka ekul 85. Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn 86. Kul ma es’elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın 87. İn hüve illa zikrul lil alemın 88. Ve le ta’lemünne nebeehu ba’de hıyn Sad Suresi, vatandaşlar tarafından merak konusu oldu. Ramazan ayında, İslam alemi tarafından mübarek olduğu kabul edilen cuma gününün gelmesi sebebiyle vatandaşlar Sad Suresinin anlamı nedir? Sad Suresinin okunuşu ve Türkçe meali, tefsiri ve fazileti nedir? sorusunun yanıtını öğrenmek için internette araştırma yapmaya başladı. Konuya ilişkin bilgilere haberimizden ulaşabilirsiniz. SAD SURESİNİN ANLAMI NEDİR? Sad suresinin anlamı ve meali Sâd. O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun ki o, Allah sözüdür. ?1? Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler. ?2? Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi. ?3? Kafirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler "Bu yalancı bir sihirbazdır." ?4? "İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!" ?5? İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde en son dinî inanışlarda duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir Kur'an içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden Kur'an'-dan şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar. ?6-8? Yoksa mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? ?9? Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler bakalım! ?10? Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir ordudur. ?11? Onlardan önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da böyle gruplardı. ?12-13? O grupların her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu. ?14? Bunlar da müşrikler de ancak vakti gelince asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar ?15? Müşrikler alay ederek şöyle dediler "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!" ?16? Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi. ?17? Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi. ?18-19? Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz hüküm verme yeteneği verdik. ?20? Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. ?21? Hani Dâvûd'un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler. ?22? İçlerinden biri şöyle dedi "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni bastırdı." ?23? Davud dedi ki "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi. ?24? Biz de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. ?25? Ona dedik ki "Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır." ?26? Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! ?27? Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? ?28? Bu Kur'an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. ?29? Dâvûd'a Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse idi. ?30? Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. ?31? Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. Atlar gelince de bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. ?32-33? Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi. ?34? Süleyman, "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk hükümranlık bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" dedi. ?35? Biz de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif eserdi. ?36? Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik. ?37-38? "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de istediğine hesapsızca ver yahut verme" dedik. ?39? Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. ?40? Ey Muhammed! Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti. ?41? Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik. ?42? Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik. ?43? Şöyle dedik "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyûb'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi. ?44? Ey Muhammed! Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. ?45? Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile temizleyip ihlâslı kimseler kıldık. ?46? Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir ?47? Ey Muhammed! İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi. ?48? Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. ?49-50? Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler. ?51? Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır. ?52? İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir. ?53? İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur. ?54? İşte böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır! ?55-56? İşte azap, onu tatsınlar Bir kaynar su ve bir irin. ?57? O azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da vardır. ?58? Kendi aralarında şöyle derler "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir." ?59? O grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" der. ?60? Şöyle derler "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır." ?61? Yine şöyle derler "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?" ?62? "Cehennemlik değillerdi de biz onları alaya mı almış olduk, yoksa buradalar da gözlerimizden mi kaçtılar?" ?63? Şüphesiz bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. ?64? Ey Muhammed! De ki "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur." ?65? "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." ?66? De ki, "Bu Kur'an, büyük bir haberdir." ?67? "Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz." ?68? "Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa ileri gelen melekler topluluğuna dair benim hiçbir bilgim yoktu." ?69? "Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor." ?70? Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım." ?71? "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin." ?72? Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler. ?73? Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. ?74? Allah, "Ey İblis! "Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" dedi. ?75? İblis, "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" dedi. ?76? Allah şöyle dedi "Öyle ise çık oradan cennetten, çünkü sen kovuldun." ?77? "Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir." ?78? İblis, "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi ?79? Allah şöyle dedi "Sen o bilinen vakte kıyamet gününe kadar mühlet verilenlerdensin." ?80-81? İblis, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" dedi. ?82-83? Allah şöyle dedi "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum" ?84? "Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım." ?85? Ey Muhammed! De ki "Bundan tebliğ görevinden dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim." ?86? "Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür." ?87? "Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz." SAD SURESİ NASIL OKUNUR? Sad Suresi'nin okunuşu Sad vel kur'ani ziz zikr Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey'üy ucab Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey'üy yürad Ma semı'na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir'avnü zül evtad Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak Vettayra mahşurah küllül lehu evvab Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat İnne haza ehıy lehu tis'uv ve tis'une na'cetev ve liye na'cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab Kale le kad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba'duhüm ala ba'dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar Em nec'alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec'alül müttekıyne kel füccar Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab Ve vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu evvab İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a'nak Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel vehhab Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas Ve aharıne mükarranıne fil asfad Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu evvab Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya'kube ülil eydı ve ebsar İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab Müttekiıne fıha yed'une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab Haza ma tuadune li yevmil hısab İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab Cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak Ve aharu min şeklihı ezvac Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi'sel karar Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı'fen fin nar Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar Kul hüve nebün azıym Entüm anhü mu'ridun Ma kane liye min ılmin bil meleil a'la iz yahtesımun İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn Kale fahruc minha fe inneke racım Ve inne aleyke la'netı ila yevmid dın Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb'asun Kale fe inneke minel münzarın İla yevmil vaktil ma'mum Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn Kale fel hakku vel hakka ekul Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn Kul ma es'elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın İn hüve illa zikrul lil alemın Ve le ta'lemünne nebeehu ba'de hıyn

inne haza le rizkuna ma lehu min nefad